35 m2´lik Çöldeki Av Tablosu Resim Müzesinde 7.3.2019 5306 Kez Okundu

 

 

 

 

TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK ORYANTALİST TABLOSU "ÇÖLDE AV", SAİT HALİM PAŞA YALISI’NDAN SERGİLENECEĞİ MİLLİ SARAYLARA BAĞLI RESİM MÜZESİ’NE TAŞINDI

Mehmet Ali Paşa’nın torunu Sait Halim Paşa adına yaptırılan yalıda ilk monte edildiği yerde duran tablo, bugüne kadar yangın, baskın, restorasyon gibi geçirdiği birçok badireyi zarar görmeden atlatmasıyla “efsunlu” olarak nitelendiriliyor.  1865 tarihli tabloda, Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın da yer aldığı 13 kişilik bir avcı grubunun, çölde ceylan avı sonrası dinlenmesi ve avla meşgul olması yansıtılıyor.

Çerçevesi ile birlikte tam 35 metrekare olan devasa tablonun taşınması 3 aylık bir hazırlık sürecini kapsadı. Tablo ile ilgili konuşan Milli Saraylar İdaresi Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Çapoğlu, " Bu tablonun bir eşi benzeri yok ve kendine has 140 yıllık özgün bir eser, Resmi yaptıran Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın oğlu Abdülhalim Paşa. Bu belgeleri incelediğimizde bu resim yapıldığında Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın hayatta olmadığı ama resimde avın başında oturan şahsın Kavalalı Mehmed Ali Paşa olduğu, atın önündeki şahsın da resmi çizen Felix Auguste Clement olduğu kayıtlarda mevcut. Tablomuz ilk olarak 1865 yılında yapılıyor ve Kahire’de bir sarayda tutuluyor. Daha sonra Sait Halim Paşa Yalısı yapıldığında 1878 yılında buraya naklediliyor. Nasıl nakledildiği ve bu mekana nasıl yerleştirildiği ile ilgili belgelere henüz ulaşamadık” dedi.

Resmin boyutları ve taşınması ile ilgili detaylardan bahseden Prof. Dr. Çapoğlu, “Çölde Av tablosu yüksekliği 4.62 cm, uzunluğu ise 7.75 cm yani 35 metrekare çerçevesiyle birlikte bir alana sahip. Türkiye’nin en büyük boyutlu oryantalist tablosu diyebiliriz. Dolayısıyla Milli Saraylar envanterinde sahip olduğu esere koruma altına almak ve onu ilgililerine, meraklısına sergilemek amacıyla şartlarını daha iyi hale getirdiği Resim Müzesi’ne dahil edildi” şeklinde konuştu.

Mısır’dan İstanbul’a ne şekilde getirildiğine dair net bir veriye ulaşılamayan tablonun rulo halinde taşınmasına karar verildi. Yüzeyinde bir hafta boyunca koruma işlemi gerçekleştirilen eserin rulo yapılabilmesi için özel makara sistemi imal edildi. Ayrıca tablonun zarar görmeden taşınmasını sağlayacak ahşap sandık da üretildi. Eserin taşınmasıyla ilgili gerçekleştirilen provalar kapsamında,  kapalı kasa kamyonete yerleştirilen devasa tablo, Yeniköy’deki Sait Halim Paşa Yalısı´ndan eskort eşliğinde Resim Müzesi’ne nakledildi.

‘Çölde Av’, Resim Müzesi’nde uygulanacak restorasyon işleminin ardından sanatseverlerle buluşacağı belirtildi. Zengin bir tablo koleksiyonuna sahip olan Milli Saraylar İdaresi, "Çölde Av" tablosunu bünyesine katarak sanat eserinin müze ortamında korunması, sergilenmesi ve tanıtılması yönünde önemli bir misyonu da yerine getirmiş oldu.

 

(1)  http://tunatonya.blogspot.com/2018/03/sait-halim-pasha-mansion-sait-halim.html?spref=tw

(2)  https://www.haberturk.com/turkiyenin-en-buyuk-oryantalist-tablosu-colde-av-boyle-tasindi-2306542

(3)   https://tele1.com.tr/colde-av-tablosu-resim-muzesine-tasinacak-26981/

(4)   https://www.karar.com/istanbul/turkiyenin-en-buyuk-oryantalist-tablosu-colde-av-tasiniyor-1100722#

(5)   İstanbul/İHA

  

Mansion of the Lions

Sait Halim Paşa Mansion...

 

Sait Halim Pasha Mansion at Yeniköy, also known as the “Mansion of the Lions” stands as a memorial to late Ottoman taste. It was bought by Abdulhalim Pasha, father of Sait Halim Pasha, a member of the Greek Patriarchate, Nikolasos Aristarhis Logothetes of Fener, a neighborhood in the Golden Horn. The mansion was rebuilt according to Egyptian Aristocratic tastes in 1880 by architect Petraki Adamandidis of Çanakkale. After Abdulhalim Pasha’s death in 1890, Sait Halim Pasha, having acquired the shares of his siblings, became the sole owner of the mansion in 1894.

After taking up residence at Yeniköy in the early 1890’s, Sait Halim Pasha made few significant changes in the main building but he added several annexes, modified and refurbished the interior to suit his predilections and Egyptian background. The layout of the interior, originally based on the plans of earlier mansions, was changed to reflect the nineteenth-century trends. The traditional sofa became a grand reception hall. The Selamlik (men’s quarters), the Harem (quarters shared by the ladies of the household) and the study were at the ground floor. Above, a second hall, of slightly more slender proportions, enjoyed direct access to where smaller side-rooms (the Gold, the Japanese, and the Venetian rooms) took place. The original alcoves of the sofa were walled in, creating rooms facing the sea.

Fixtures and furnishings are eclectic, a mélange of East and West where Louis XVI meets Egyptian aristocracy in an Ottoman setting. An Egyptian flavor is most evident in the reception and study rooms. A pure Ottoman contribution to the building appears in the spacious porch leading into men’s quarters, where multiple panels of Kütahya tiles, forming floral sprays of tulip blooms and leaves, decorate the lower wall.

Furnishings were equally eclectic, although particular styles tended to be confined to specific rooms. French influence dominated with Louis XVI suites and corner cabinets, but there were also Japanese prints and a heavy Renaissance-style chest and mantelpiece, influenced by Italian design. Bronze figures cast in Paris, by D. Puch and others, of winged maidens, female nudes, and a young musician reinforced the Ottoman appreciation of, or fashion for, French design. The mansion was mainly decorated by French Orientalist Felix-Auguste Clément, who also decorated Abdülhalim Pasha’s hunting mansion in Choubrah, near Cairo. The famous oil painting displayed in the Selamlik of the Yeniköy mansion “The Hunt Scene” was painted during the same time, reflecting Egyptian aristocracy and Ottoman’s deep interest in hunting (1865). 

  

 

Yeniköy’ün Aslanlı Yalısı

Sait Halim Paşa Yalısı...

 

Osmanlı Devleti´nin 1914 yılında tarafsızlığının ihlal edilmesi nedeni ile I. Dünya Savaşı´na katıldığı süreçte Almanya sefiri Wangenheim ile ittifak anlaşması Yeniköy’de Sait Halim Paşa’nın yalısında imzalanmıştır.

Sait Halim Paşa Yalısı 19. yüzyılın son çeyreğinde Çanakkaleli mimar-kalfa Petraki Adamandidis tarafından inşa edilmiştir. Yalının dış yüzeyinde, dönemin Osmanlı mimarisinde etkin olan Batılılaşma akımını yansıtan ampir üslup görülmektedir. İç dekorasyonunda ise 19. yüzyıl Batı üslubu ile Osmanlı sanatının bir arada kullanıldığı eklektik üslup hakimdir.

Yalı mermer zemin üzerine iki kat olarak inşa edilmiştir. Denizden geri çekilerek rıhtım üzerine inşa edilmesi, binanın dış mimarisi ve hacmi, çıkmaların (cumbalar) bulunmaması, neo-klasik (ampir) üslubunda cephe ve pencereler yalının inşa edildiği dönemin mimari yenilikleridir. Yalının güneyi selamlık, kuzeyi harem olarak düzenlenmiş, bu iki bölüm aynı çatı altında planlanmıştır. Rıhtımında harem ve selamlığa açılan kapılar bulunmaktadır. Selamlık bahçesine açılan kapının önündeki iki aslan heykeli yüzünden yalı “Aslanlı Yalı” olarak da anılmaktadır. Aslan heykelleri hakkında Yeniköylü Nubar Horanyan şu bilgiyi verir: “Sait Halim Paşa kılıç kuşanınca hediye olarak İtalya’dan ilk dişi aslan heykeli geldi. Paşa’nın ikinci kuşağında ise diğer erkek aslan heykeli Almanya’dan hediye olarak gönderildi.” (Prof. Feridun Akozan, Sait Halim Paşa Yalısı)

Yalı deniz kıyısında büyük bir bahçe içinde inşa edilmişti. Bahçenin kuzey ucunda, üç yönden denize girilebilen bir deniz hamamı vardı. Selamlık bahçesinde de bir kayıkhane bulunuyordu. Yolun üst kısmında yer alan yalıya ait koruya, yalının üst katından, altından yol geçen kafesli koru bağlantısı ile bağlanıyordu. Bu köprüler 1958’de cadde genişletilirken diğer istimlaklar gibi yıktırıldı. (Erdenen, Boğaziçi Sahilhaneleri)

Yapı, geleneksel Boğaz yalısı tipinde, orta sofa çevresinde sıralanmış odalardan meydana gelmiştir. Sait Halim Paşa’nın yaptırdığı onarımlardan sonra orta sofa bir merdiven holüne dönüştürülmüştür. Yalının iç dekorasyonunda eklektik üslup açıkça görülmektedir. Zengin altın yaldızlı bezemeler içerisinde alçı kaplamalar, kabartmalar, sedef bağa ağaç işçiliği, bitkisel geometrik şekiller, yazı ve resimler bir bütünlük içerisinde bir arada kullanılmıştır. Osmanlı, Mısır ve XVI. Louis üslubu mobilyalar, Murano avizeleri de onları tamamlamıştır. Ayrıca kaynaklarda, Alexandere, Berrchere, Clément, Crapalet, Dalpy, Henery, Leray, Roullet, Valery gibi ünlü ressamların eserlerinin yanı sıra Mahmut Celaleddin, Kazasker Mustafa İzzet Efendi, Hafız Osman’ın yazıları, Kütahya çinileri, bronz heykeller ve çeşitli Osmanlı-İran halılarının da, bu yalıda bulunduğu belirtilmiştir. (Erdenen, Boğaziçi Sahilhaneleri)

 

 

Sait Halim Paşa Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın torunu, Prens Halim Paşa’nın büyük oğludur. 1863 yılında Kahire’de doğmuştur. İlk ve orta eğitimini Kahire’de özel öğretmenler tarafından almış Arapça, Farsça, İngilizce ve Fransızca öğrenmiştir. Yükseköğrenimi için İsviçre’ye gitmiş, Lozan Üniversitesi’nde siyasal bilgiler okumuştur.

Eğitimi sonrası İstanbul’a gelmiş, Osmanlı Devleti’nde göreve başlamıştır. 1913’te 50 yaşında sadrazam olmuş, 1917 yılında sadrazamlıktan istifa etmiş, 1921’de 58 yaşında İtalya’da bir Ermeni komitacının silahlı saldırısına uğrayarak hayatını kaybetmiştir.

Sait Halim Paşa’nın Prenses Emine Hanım ile evliliğinden iki oğlu vardır. Büyük oğlu Prens Halim Sait Bey, küçüğü Prens Ömer Sait Bey’dir. Anneleri Prenses Emine Hanım Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın oğullarından eski Hicaz Valisi Mehmet Dursun Paşa’nın kızıdır.

Siyasi Kariyeri

Sait Halim Paşa Lozan Üniversitesi Siyasal Bilimler Bölümü’nü bitirdikten sonra kariyerine Osmanlı Devleti´nde başlamış, 1888 yılında Mîr-i Mîran rütbesi ve Mescîdî nişanı ile Şûra-yı Devlet (Danıştay) üyesi olmuştur. Kendisine 1889′da II. ve 1892′de I. rütbe Osmânî, 1899′da murassa Mescîdî nişanı ve 1900′de Rumeli Beylerbeyi pâyesi verilmiştir.

Paşa, Sultan II. Abdülhamit zamanında Mısır ve Avrupa’ya giderek Jön Türk hareketinde rol almıştır. 1908´de II. Meşrutiyet´in ilan edilmesiyle İstanbul´a geri dönmüştür. Aynı yıl bulunduğu Şûrâ-yı Devlet azalığından kadro dışı bırakılmış, ancak belediye genel seçimlerinde Yeniköy dairesi reisliğine tayin olunmuştur. Cemiyet-i Umumiye-i Belediye ikinci reisliği yapmış ve yine 1908 yılında Âyân Meclisi’ne girmiştir.

1912′de Şûrâ-yı Devlet reisliğine getirilmiş, reislikten çekildiği sırada İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin genel sekreterliğine seçilmiştir. Mahmut Şevket Paşa’nın sadrazamlığı sırasında 1913′te ikinci defa Şûra-yı Devlet reisliğine ve üç gün sonra hariciye nezaretine (dışişleri bakanlığı) atanmıştır. Mahmut Şevket Paşa’nın şehit edilmesinden sonra 1913′te sadaret kaymakamlığına (başbakan yardımcılığı) vezirlik rütbesi ile getirilmiştir. 11 Haziran 1913 - 14 Şubat 1917 tarihleri arasında sadrazamlık yapmıştır. 1913 Eylül´ünde, Bulgarlarla Edirne’nin Osmanlı Devleti´nde kalması ve Meriç Nehri sınır olmak üzere barış imzalanması hizmeti sebebi ile Padişah tarafından İmtiyaz Nişanı ile onurlandırılmıştır.

Sait Halim Paşa 1915′te hariciye nazırlığından, 1917′de sadrazamlıktan çekilmiştir. Sadaret makamından 3 Şubat 1917’de ayrılmasına rağmen 1919 Mart ayında bazı kabine üyeleri ile birlikte Malta’ya sürülmüştür. Tahliye olduktan sonra yerleştiği Roma’da 6 Aralık 1921 Salı günü bir Ermeni komitacının silahlı saldırısına uğrayarak hayatını kaybetmiştir. Na’şı İstanbul’a getirilmiş ve 30 Aralık 1921 günü Yeniköy’deki yalısından alınarak büyük bir törenle Sultan Mahmut Türbesi´nin bahçesine defnedilmiştir.

Sait Halim Paşa’nın Düşünür ve Sanatçı Kişiliği

Sait Halim Paşa Türkiye’de modern İslamcı düşüncenin gelişmesine önemli katkıları olmuş bir fikir adamıdır. 1919 yılında yayınlanan Buhranlarımız adlı kitabı yedi eserden oluşmaktadır. Bunlar;

      (1)  Meşrutiyet,

      (2)  Mukallitliklerimiz,

      (3)  Buhran-ı İçtimaimiz,

      (4)  Buhran-ı Fikrimiz,

      (5)  Taassup,

     (6)  İnhitat-ı İslam Hakkında Bir Tecrübe-i Kalemiyye (İslam Aleminin Gerilik Sebepleri Üzerine Deneme)

     (7)  İslamlaşmak

Paşa’nın bilinen diğer eserleri;

     (1)  İslam’da Teşkilat-ı Siyasiyye,

     (2)  Mektuplar

     (3)  Buhran-ı Siyasimiz

     (4)  The Reform of Muslim Society

 

Paşa’nın aynı zamanda müziğe, aileden gelen bir ilgisi vardır. Verdi’nin ünlü Aida operası Sait Halim Paşa’nın amcası Mısır Hıdivi İsmail Paşa tarafından sipariş edilmiştir. Sait Halim Paşa’nın babası tambur, kendisi ud ve piyano çalardı. Büyük oğlu Prens Halim Bey ise tambur, kemençe ve viyolonsel, küçük oğlu Prens Ömer Bey de ud çalardı. Müzik dünyasının ileri gelenleri Paşa ve çocukları ile fasıllar yaparlardı.     

 

Kaynaklar:

(1)  http://tunatonya.blogspot.com/2018/03/sait-halim-pasha-mansion-sait-halim.html?spref=tw

(2)  https://www.haberturk.com/turkiyenin-en-buyuk-oryantalist-tablosu-colde-av-boyle-tasindi-2306542

(3)   https://tele1.com.tr/colde-av-tablosu-resim-muzesine-tasinacak-26981/

(4)   https://www.karar.com/istanbul/turkiyenin-en-buyuk-oryantalist-tablosu-colde-av-tasiniyor-1100722#

(5)   İstanbul/İHA

(6)   http://www.saithalimpasa.com/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sizde Görüşlerinizi Bildirin

Yorumlar

Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı !