AMERİKA’DA CİNSEL TACİZ OLAYLARI 5.12.2018 2333 Kez Okundu

 

 

 

 

1993 senesi güz dönemi öğrencilerinden Frederick G., “cinsel bir tabiatın rıza dışı fiziksel teması” yüzünden bir yıllık bir aradan sonra geriye döndü ve böylesine bir disiplin eyleminden sonra geri dönen ilk öğrenci unvanını aldı. İki hafta sonra, kampüsün her köşesinde; yatakhanelerin kapılarında, ilan ve bildiri panolarında, mesaj odalarında, posterler görünmeye başlandı. Bir ders kitabından gelişigüzel kesilmiş olan kağıt parçasında şöyle yazıyordu, “İşte gerçekler: Frederick G kötü cinsel davranışlarından ötürü Okul İdaresi tarafından suçlu bulunmuştur ve bir senelik uzaklaştırma cezası almıştır; kararlaştırılan sürenin sona ermesi ile yeniden kampüse dönmüştür. Bu poster olayları esnasında, her şey kontrol altında tutuluyordu; ancak bu önemli değildi. Frederick G., halk tarafından bir “tecavüzcü” olarak damgalanmıştı.

 

Son sınıf öğrencilerinden Susan Hanson, kampüsün snack barı olan Mavi Oda’nın önünde şöyle dedi, “Bu, büyük bir olay değil.” Kumral saçlarını yüzünden geriye atarken şöyle ekledi, “Sisteme karşı bir protesto olması açısından önemli ve gerekli bir şey. Tüm bunlar bir yana; bu posterler, açıkça gerçeği yansıtmakta.”

 

Burada bir duralım. Bu gerçekler nelerdir? Burada kurban eden kimdir; kurban edilen kimdir? “Kadınları Suiistimal Etmemelisiniz” dünyasında, bunlar gittikçe karmaşık bir şekil almaktadır. Kadınları inciten suçlar kötüdür; bunun bilincindeyiz. Ancak, kadınların önüne çıkan fırsatlar genişledikçe, onları inciten şeylerin listesi de kabarır gibi görünmektedir. Sınıfının duvarında bir kopyası bulunan Goya’nın şaheserlerinden “Çıplak Maja”nın, bir bayan okutmanın kendi öğreti yeteneklerine zarar verebilir; bu tablodaki cinsellik onu bezdirebilir. Hukuksal açıdan, sokak ağzını açığa vurduğumuzda ; “hey bebek” gibi unvanların, kadınların özgürlüğünü kısıtlayıcı, saldırgan nitelikli davranışlar olması nedeniyle yasal olarak cezalandırılabilirliği gündeme gelebilir. Sözlü baskı ve zorlamalar da, artık tecavüz olarak kabul edilebilmektedir. Peki, sözlü zorlama nedir? “Bana izin ver, ya da öl” Eğer kadın bunu istemiyorsa, bu, cinsel tacizdir. Ne yazık ki doğa erkeğin yanındadır; o, öldürücü silaha sahiptir.

 

Feminizm politikaları, bugünlerde, cinsel usanç ve flört içi tacizin ikiz kaynağında tetikleyici bir ev sahibi konumundadır; geniş bir alana yayılmakta olan kadın hareketleri, yeni cinsel doğruluklar üzerinde yarıklar açmaktadır. “Seks, Korku ve Feminizm”, tartışmaya yol açan yeni bir bakıştır; bu görüş, flört içi taciz gibi önemli noktaların kadınları savunmaya muhtaç korunmasız kurbanlara dönüştürdüğünü iddia eder. Cinsel dostluk ile ilgili olarak gözler önüne aşırı bir şekilde serilmiş olan kurallar, kadın ve erkek, yani erişkinlik arasındaki ilişkileri anlamsızlaştırır gibi görünür. Bu konuda düşüncelerini ifade eden bir bayan tehditlerle karşı karşıya kalabilir. Bir magazin fotoğrafçısı, yani fotoğraf çekmek için yetkisi bulunan ve izin almış olan bir bayan, birilerinin saldırısına uğrayabilir.

 

Çalışma alanları, işyerleri, yüksekokullar ve mahkemeler, cinsel doğruluğun teste tabi tutulabileceği yeni mekânlardır. İşle ilgili usanç şikayetleri, son yıllarda bir hayli artmıştır; çünkü hem kadın hem de erkek ne zaman flört edip ne zaman edemeyeceklerini, ne zaman iltifatlarda bulunup ne zaman bulunamayacaklarını ve ne zaman bir arkadaşlık teklif edip ne zaman edemeyeceklerini anlayabilmek için uğraşmaktadırlar. Kurallar çok mu fazla? Belki de... Davranışın doğru şifreleri hakkındaki saplantı, kadınların zor kazanılmış özgürlükleri konusunda ne kadar başarılı olduğunu gösteremez; tam tersine, onları kendi kendilerini korumaktan aciz olan kurbanlar gibi resmeder. Yeni kurallar kadınları serbest mi bırakacak; yoksa onları eski durumlarına geri mi döndürecek?

 

 

Bir zamanlar genç kadınlar ve genç erkekler okullara gönderilirken ya da iş hayatında işlerin nasıl gittiği konusunda açık bir anlayışa sahiplerdi. Karanlık çağlarda, yani erkeklerin hala kudretli kılıçlara sahip olup onları kullandıkları; genç kızların ise hala erdemlerini korudukları zamanlarda bir öğretmen mezun olmak üzere olan öğrencilerine seks hakkında bilinmesi gereken şeyler hakkında bilgi vermek için onları bir araya topladığında öğrencilerin yüzleri kızarırdı.

 

Tüm zaman süreçlerini göz önüne alırsak “İşte bu, kadınların ve erkeklerin nelere inandıklarını gösteriyor.”

 

“Kadınları incitmek, erkeklerin cinsel tatminlerinde bir temeldir.” Tecavüz ve cinsel taciz, gerçekte var olan şeylerdir; bunlar gerçektir. Ancak suç ve cinsel mutluluk arasında bir takım farklar vardır. Bu konuda iki yönlü bir yaklaşım söz konusudur: yeniden eğitme ve düzenlemeler. Bazı kuralların bir anlamı vardır: “Eğer bir kimse kendinde değilse onunla cinsel ilişkiye girmek kabul edilemez bir şeydir.” Diğer kurallar ise saçma görünmektedir çünkü herkes yanlış anlaşılmaya yol açacak şeyleri aramaktadır. Sözgelimi bir zamanlar, oldukça masumane bir şekilde, lüks ve yumuşak kaşmir kazak giymiş olan bir bayanın kolunu okşarken aklınızda başka bir şey olmazdı ve bunu düşünmeden yapabilirdiniz ancak günümüzde bu şekilde davranmamanız gerektiğini diğer bir deyişle “başkaları tarafından cinsel taciz olarak yorumlanabilecek hareketlerde bulunmaya değmez” diye düşünebilirsiniz.

 

Hedef, %100 iki kişinin de istemiş olduğu bir cinsellik ise bu şu şekilde işler: karşımızdaki insana cinsel bir beraberlik isteyip istemediğini sormak yeterli değildir. Yolun her aşamasında karşı tarafın rızasını almanız gerekir. “Eğer onun bluzunu çıkartmak istiyorsanız, bunu ona sormalısınız. Eğer göğüslerine dokunmak istiyorsanız, bunun için ondan izin almalısınız. Eğer ellerinizi daha aşağılara kaydırmak istiyorsanız, sormanız gerekir. Eğer parmağınızı onun içine sokmak istiyorsanız, ondan izin almanız gerekir.” Tüm bunlar ne kadar da saçma, ne kadar da üzücü görünüyor. Bunlar, cinselliğin beklenmedik olmasından kaynaklanan mükemmelliğine zarar veriyor; bir el beklenmedik bir şekilde şuraya kayıyor; bir ağız ise buraya... Eğer kontrol elden bırakılmayacaksa, o zaman cinselliğin amacı nedir? Burada bahsedilen kendinde olmama, kendini bilememe durumunun dışında bir şeydir. Cinsel doğruluğun savunucuları, tehlikeyi cinselliğin içinden çekip çıkartmaya çalışıyorlar; ancak tehlike, cinselliğin içinde doğal olarak mevcuttur; tehlike cinselliğin doğasında vardır. Bu, onun önceden bilinememesi ile ilgili bir şeydir. Ancak, elbette ki bu, hepimizin emniyet kemerlerimizi takmadan önce söylemiş olduğumuz tarzda bir sözdür.
Cinselliğin yeni ana noktalarında kapalı kalan şey, ilk adımı atanın erkeklerin olması, kadınların ise herhangi bir noktada korkup irkilebilmesidir. Bu konu, kimi genç kadının yüreğine dert olmuştur. Ellerinde kılıçlar taşıyan, testosteron tarafından sağır edilmiş olan ve içkiden körleşmiş olan erkeklere dikkat edin.

 

İçki, anahtardır; bu işin suiistimal nedenidir; onun yüzünden kötüye kullanmalar oluşur. Meydana gelen cinsel tacizlerin % 70’ inde alkolün rolü olduğu yadsınamaz. Konuya alkolün böylesine güçlü sorunlara sebep olması nedeniyle yaklaşırsak elde edeceğimiz sonuç şudur; eğer kadın içkiliyse, zihinsel olarak orada değilse, rızası bir anlam ifade etmez, erkeğin de kadın kadar alkollü olması bir mazeret değildir. Kanunlar, bir yayayı öldüren içkili bir sürücüyü cezalandırmaktadır. Tıpkı burada olduğu gibi, kanunların içkili bir kadını herhangi bir penis sürücüsünden de koruması gerekir.

 

Cinsel taciz olaylarının yoğun olduğu bölgelerde biri, kendilerini ziyarete gelen bir muhabire şöyle demiştir, “Potansiyel bir hayatta kalan olarak....”Bir ne olarak? Potansiyel hayatta kalıcı, kaçınılmaz bir kurban ile eşdeğerdedir. Bu yüzden her Çarşamba akşamı, bir grup üniversite öğrencisinden oluşan bayanlar topluluğu, birbirlerini, potansiyel flört içi tacizcilerine karşı uyarmak için bir araya gelmektedir. Bu savunucu kurgulu zihinler, flört içi tacize yönelik kışkırtıcı savaşın tam ortasında yer almaktadır. Kadınlar, meydana gelen olaylarda hiçbir sorumluluğa sahip olmayan pasif araçlardır; erkekler ise zihinlerinde tek bir şeye yer veren despot rolündedirler.

 

Yaşamınızda flört içi tacize uğrayıp uğramadığınız sorulsa. O karmaşık gecelere geri dönüp tekrar düşündüğünüzde ve haddinden fazla sayıdaki şarap bardağı; o tanıdık yatakları gözünüzün önüne getirdiğinizde bu soruya yanıtınız belki de ‘evet’ olması gerekir. Tecavüzün tanımının bu kadar geniş ve genel olması nedeniyle, kadın olsun erkek olsun, yaşamlarında flört içi tacizle karşılaşmamış olan kaç kişi vardır merak ediyorum. Eğer sözlü baskı da tacizin bir şekliyse o zaman “tecavüz” kelimesi bir kadının yaşamış olduğu her türlü olumsuz cinsel birlikteliği içerecek kadar genişlemektedir.”

 

Feministlerin cinsel taciz ve cinsel usanç beraberindeki kaygılarından kaynaklanan imge, bir profesörün kötü şakaları ile rahatsız edilen ve sözlü olarak cinsel ilişkiye zorlanan kadınların kurban konumunda olmalarıdır. Bu hassas kadın imgesi, ’60’lı yılların ideal anne imgesi ve tüm bunlardan kaçmak için savaş veren ve onunla aynı nesle ait olan diğer kadınların imgeleri ile büyük benzerliklere sahiptir. Bu bayanlar, kadının pasifliğini, korunmaya duyduğu büyük gereksinimi sevmemekteydi. Ancak o kadın, saf niyetleri ve kocaman açılmış gözleri ile geri döndü. Aradaki tek fark, bu kez onun içine yeni bir yaşam vermek isteyenlerin feministlerin ta kendileri olmalarıdır.

 

Bu durumda, bir gözdağının ne kadarı tacizdir? Tanımış oldukları kişilerle randevulaşan veya sokaklarda tanımadıkları insanlarla karşılaşan kadınlar nelerle yüz yüze geliyor.

 

Kendi tanıdık çevresindekiler hakkında tüm bildiklerini bir kenara not eden bir editör şunları not etmiştir: sekiz kişi tanımadıkları insanlar tarafından tacize uğramış, iki kişi tecavüze uğramış, sokakta yürümekte olan bir kadın bir araba dolusu adam tarafından aracın içine zorla alınmış ve kaçırılmıştır, bir flört içi tecavüz yaşanmış ve olay hamilelik ve kürtaj ile sonuçlanmış, iki tane de takip-izlenme olayı görülmüş, bunlardan biri eski bir sevgili, diğeri ise akli dengesini yitirmiş olan bir hayranmış; bunlara ek olarak bir bayan, erkek arkadaşı tarafından acımasızca dövülmüş; çocukluğunda akrabaları tarafından cinsel ilişkiye zorlanan üç vaka gözlenmiş; bunların arasında tuhaf bir vaka da var: bir partide bir erkekle tanışan bir bayan, daha sonra adamın evine gitmiş; kadın tüm geceyi duşun altında çıplak bir halde geçirmeye zorlanmış; bu arada adam da kadını öldürmek, ona tecavüz etmek, ya da onun gitmesine izin vermek konusunda kadınla tartışmış.

 

“Eğer bir kadın bir parkta tacize uğrarsa, diğer kadınlar oraya gitmekten korkarlar. Bu durumda yapılması gereken iyi şeylerden biri saldırılardan haberdar olma kitapçığı hazırlamak ve kadınlarımızın kendilerini koruyabilecekleri kadar dövüş sanatı öğrenmelerine olanak sağlamak olacaktır. İstatistiklere göre bir çok toplumlarda ırzına geçilen kadınların olduğunu görürüz. Bu henüz başına böyle bir olay gelmeyenlerin yaşamları boyunca böyle bir tehlike ile karşı karşıya kalma risklerinin olduğunu göstermektedir.”

 

Mercilerin ortaya koymakla yükümlü olduğu rakamlar, hem güncelliğini yitirmiştir, hem de o kadar tutucudur ki birçok insan bunları düşünmemektedir. Merciler ırza geçme olayını, bir penisin vajina içerisine zorla girmesi olarak görmektedir sadece. Oral seks, anal seks ve bir objenin vajina içerisine girmesini ırza geçme olarak almamaktadır. Bir kadının alkol ya da uyuşturucu ile aciz bırakılıp bırakılmadığı onlar için bir önem taşımaz, sözlü zorlama ile ilgilenmez. Tahmin edilebileceği gibi ırza geçmenin tanımını yapılırken oldukça dar bir çerçeve çizilir.

 

Bu yüzden de, ırza geçme krizi mantığında, elimizde bulunan sayılar şişirilmeye devam edilmektedir. En muhafazakâr sayıların bile korkutucu boyutlarda olduğu gerçeğini göz önünde bulundurduğumuzda, hangisi çılgın kabul edilebilir? Yüksekokul öğrencileri yüksek risk grubuna dâhil değildir. Batı ülkelerinde yapılan bir araştırmaya göre cinsel saldırı tehdidi altında bulunan bir numaralı grup, 16-19 yaşları arasında olanlardır. En büyük ikinci grup ise 20-24 yaş sınırı arasında olanlardır. Kadınlar belirtilen bu süre boyunca, bir saldırıya maruz kalma konusunda, hayatlarının diğer bölümlerinde olduğundan daha fazla tehlike altındadır. Şimdiye kadar yakalanmış olan saldırganların yüzde kırk beşi, 25 yaşın altındadır. Bu araştırmaya göre (bu araştırma sarhoşluk durumunu göz önüne almamıştır), en muhafazakâr ve en güvenli veriler, yetişkin kadınların yüzde 13’ ünün zorla ırza geçme kurbanı olduğunu göstermektedir. Bu meblağ, yedide bir ile eşdeğerdedir. Bu sayı oldukça fazladır. Ancak bu demek değildir ki tüm kadınlar kurbandır, ya da bu saldırılardan sağ salim çıkmışlardır. Bu demek değildir ki, “saldırıya uğrayıp acı çekenlerin tümü ilgi ya da ceza ve hatta daha fazla şefkat ve acıma hak ederler.

 

Toplu olarak oturmakta olduğunuz bir yerde önünüzden bir kadın geçtiğinde kadının bacaklarını görmek için hiç kımıldamadığınızda üzerinizde atlamak zorunda kalan kadına karşı tacizde bulunmuş olursunuz. Kadın da pekâlâ bunun cinsel bir taciz olduğunu düşünebilir. Buradan da görülmektedir ki erkek egemenliğindeki güzelliğin ön planda tutulduğu kültür kadınları zor durumda bırakmaktadır. Bu durumda kurban edilmekten acı çeken ve bu nedenle debelenen kadınlar kendi öz benliklerine şöyle haykırmaktadırlar “Kendi gücümüzü kendimiz yaratırız. Irza geçmelerle savaşacak ve onları sona erdirecek güç bizlerde mevcut.”

 

Kadınların ayakları üzerine basmalarını ve kendi savaşlarını başlatmalarını desteklemek üzere tasarlanmış olan bu eylemin, böylesine tuhaf ve dolambaçlı bir yol alması; amaçlananın tam tersine, kadınların kendilerini zayıf ve korunmaya muhtaç hissetmelerine yol açması, oldukça alaylı bir durum olarak görünüyor. Okullardan çalışma alanlarına kadar her yerde, kadınlar her şeyin bir kodlamasını bekliyor: Nasıl davranmalı; Ne demeli? Kiminle çıkmalı; nasıl randevulaşmalı; ne zaman arkadaşlık edilmeli? Kadınlar güvenebilecekleri gereğinden fazla kural için ısrar etmekte ve işler ters gittiğinde de otorite kabul edilen kimselere geri dönüp soran gözlerle bakmaktadırlar.

 

Son 25 yılda, kadınların konumlarında meydana gelen önemli gelişmelere rağmen, davranışlardaki kaymaların çocuklarımıza kadar ulaşması pek mümkün görülmüyor. Aileler hala, genç kızlarını bir eş olmak üzere; oğullarını ise bir oğul olmak üzere yetiştirmeye devam ediyorlar. Bazı açılardan kültürel bir süreç ile uğraşıyoruz. Toplumumuz, kadınlarımızı hala yumuşak huylu, hoş insanlar olmaları için ve onların hayır demesini engellemek için eğitiyor; kanımca bu hemen hemen her yerde aynı şekilde işliyor.” Erkeklerin yetiştirilmesinde ise, farklı bir şey yapmıyoruz. Açıkça görülüyor ki, toplumumuzda hala tuhaf olan bir şey var. Erkekler hala, başarılı olmak için serinkanlı ve soğuk olmanın gerekliliğine inandırılarak yetiştiriliyorlar; sanki cinsel boşalma, ergen bir erkek için oldukça kayda değer bir başarıymışçasına davranıyorlar. Genç erkekler kavgacılık ve saldırganlıktan hala çok büyük bir statü elde etmekte ancak hiç kimse onlara gerçek hayatta nasıl davranmaları gerektiğini öğretmemektedir.” Hoş” bir toplumdaki “hoş” erkeklerin, iyi öğrencilerin, iyi sporcuların, iyi ailenin; elinde süpürge sapı ile plastik bir beysbol sopası olan zihinsel engelli bir kızın ırzına geçtiği ve bunu iki tarafında istemiş olduğunu ispat etmeye çalıştığı tuhaf ve gerçek bir dünyadır üzerinde yaşadığımız.

 

Cinsel tacizle ilgili olaylar korkutucudur; çünkü bunlar kadın ve erkeği iki ayrı uçta toplamaktadır. Bu, onları birlikte çalışmaya ikna edemez, birbirlerine güvenmelerini ve birbirlerini anlamalarını sağlayamaz; yaptığı tek şey, kuşkuları yoğunlaştırmaktır. Aslında cinsel hareketlerde tüm kontrol kadınlardadır. Bu da erkekler için oldukça rahatsızlık vericidir. Eğer kadınlar erkeklere karşı bu kadar derin bir güvensizlik besliyorsa, nasıl erkek çocuk yetiştirecekler? Erkekler kadınlara karşı kendilerini bu kadar çok savunmaya ihtiyaç duyarlarsa, nasıl kız çocuk yetiştirecekler? Çoğu kadının yüzleştiği ve acil çözüm bekleyen sorun, ne ırza geçme ne de cinsel tacizdir. Bu sorun onların tam mesai işlerde çalışmalarına rağmen gene de evdeki tüm yükü omuzlamak zorunda kalmaları; hem ev işlerinin hem de ailenin sorumluluğunu üstlerine almalarıdır.

 

https://scmclaw.com/sexual-harassment

 

Gerçek yaşam, yanlış anlamalar ve zıtlıklarla düzensizdir; kötülüklerle doludur. Yaşamı idare edebilmemiz için elimizde şöyle bir on sayfalık bir kullanma kılavuzu yoktur ne yazık ki. Eğer işler gerçekten kötü giderse, dışarıda bir yerlerde dönüp gidebileceğimiz bir arabulucu kurum yoktur. Yaşadıkları çevreler içerisinde kuralların ne olması gerektiği konusunda kafa yormak zorunda kalmayan; bunun yerine sadece emredilen kurallara uymaya ihtiyaç duyan insanlar, aslında öğrenilmesi gereken en önemli dersten mahrum edilmiş olanlardır.

 

Cinsel taciz hakkındaki şikayetlerin resmi dairelerden okul bahçelerine kadar ilerlemesine rağmen komplike yasal tanımlar, uzlaşmayı zorlaştırıyor. Birçok ülkede mahkemeler cinsel taciz sorununu ele aldıklarında büyük zorluklar ile karşı karşıya kaldılar çünkü yapılan yanlış şeylerin basit bir standardı bulunmuyordu.

 

Şu an için öyle. Ancak bu durum, cinsel usancın mahkemelerde, kurumlarda ve hatta okullarda bir temel olmaya başlaması nedeniyle hızla değişmekle birlikte yine de patronlar ve hâkimler hala usanç ile kaba-saldırgan davranışları birbirinden ayırmakta zorluk çekmekte. Kargaşa ise, hem yasal düzeltmelerde, hem de kanunların limitlerinde yüksek miktarda bulunmaktadır.

 

Uzun yıllar bir firmada çalışan ve cinsel açıdan sessiz bir kadın olduğunu söyleyen bir bayan patronun terfisini kutlamak için tanınmış bir otele davet teklifinde bulunduğunu ve patronun aynı işyerinde çalışan diğer kadınlardan ellerini pantolonunun ceplerine sokmalarını istediğini bir şikayetle mahkemeye bildirmiştir. Mahkemeye göre ise, patron’ un bu davranışı “rahatsız edici ve duygusuz” imiş; ancak usanç sayılamazmış; çünkü davacı bayan bu davranışın kendisinde “psikolojik bir rahatsızlığa” neden olduğunu ispatlayamazmış.

 

Görülmektedir ki, cinsel tacizin tanımında mahkemeler de karışıklık meydana gelmektedir ve kadınların cinsel taciz şikayetlerinde psikolojik rahatsızlık duyduklarına dair psikiyatri raporları talep edilmesi en akılcı yol olarak değerlendirilmekteydi. Bir restoranlar zinciri müessesesinde çalışan bir çok bayan garson, sırf o spesifik modelli üniformaları giymeyi kabul ettikleri için patronlardan ve müşterilerden gelen bir takım talepleri kabul etmek zorunda olduklarını belirttiler. Şirket bunu yadsımakla birlikte üniformaların cinsel cazibe yaratma amaçlı kullanıldığı; bunun cinsel tacizle alakasının olmadığını savunmuştur.

 

Cinsel taciz konusunda insanların bilinçlenmeye başlamasına rağmen, yapılan araştırmalar gösteriyor ki, tacize maruz kalan kadınların sadece çok az bir bölümü başlarına gelen olayı bildirimde bulunmuş. Bir çok kadın ya cezalandırılmaktan korkmakta ya da sonuç alamayacağını düşünmektedir.

 

Günümüzde, Batı ülkelerinin neredeyse tümünde büyük şirketlerin usanca karşı politikaları bulunmakta. Ancak basit ekonomi, usancın durdurulması konusunda, belki de politik düzeltmelerin şimdiye kadar yaptığından veya yapacağından daha fazlasını yapmakta. Çünkü cinsel usanç davaları son yıllarda yüzlerce şirketin milyonlarca dolar kaybetmesine neden olmaktadır; üretim ve beceri kaybı da bu meblağa dahildir. Çalışanları eğitmeye ve onları duyarlı olmaya davet eden programlar, bu miktarın çok daha azına mal oluyor. Birçok firma, sahip oldukları “çamur fonları” ile bu davaları sessizce çözüyorlar; aksi halde karmaşık yerel yargılamalarla baş etmek zorunda kalıyorlar.

 

Feministler, günümüzde usanç davasını, yönetim kurulu odalarından alıp medyaya kadar taşımaktadırlar. Görülmesi güç olan usanç, kapalı kapılar ardından çıkmak üzere olan bir konudur.” Genç kızlar üzerinde yapılan bir araştırmaya göre en genel usancın karşı cinsin taciz edici bakışları ve el kol hareketleri olduğunu açığa çıkarmıştır.

 

Özellikle de hormonsal değişim geçirmekte olan ergenler arasında, şakayı tacizden ayırmak oldukça güç olabilir. Batı ülkelerinde 12 yaşındaki küçük bir kız tarafından getirilen ve ilgi uyandıran olaylarından biri olan davada iddia edilen olaya göre; Küçük kız, iki ergen tarafından rahatsız edilmeye başlanmış. “Pantolonlarınızın içinde sosislerin olduğunu duydum.” demişler. Tabi ki, hemen ardından kızlardan da sataşmalar gelmiş. Bir delikanlı, “Bir sosisle seks yaptın mı?” diye sorduğunda sınıfın en sakin köşesinde bile fırtınalar kopmuş. Bundan iki sene sonra, kızın ailesi onu başka bir okula aldırmış; ancak bu çirkin şaka onun peşini bırakmamış. Şu anda özel bir okulda okumakta; bölge okuluna 1 milyon dolarlık bir dava açmışlar. Hâkimlerden biri, “düşmanca ortam” yarattığı takdirde, iğnelemelerin ve sataşmaların gizliden gizliye usanç sayılacağını; ancak davayı kazanabilmesi için genç kızın görevlilerin “ayrımcı niyet” güttüğünü ispat etmesi gerektiğini söylemiştir. Konumuzun biraz dışında olmasına rağmen burada biraz duralım. Amerika Birleşik Devletleri ayırımcılık konusunda oldukça hassastır ve ilgili olarak kanunları mevcuttur. Toplumun hangi kademesinde olursa olsun insan ırkları, meslekleri, yaşları hatta kiloları vb. özellikleri yüzünden ayırımcılığa tabi tutulamaz aksi takdirde söz konusu durumun kanıtlanması halinde davacı olan taraf ya da taraflar çok yüksek meblağlarda tazminat almaya hak kazanırlar.

 

Diğer bir vakada ise ortaokulda 15 yaşındaki bir delikanlı, 13 yaşındaki iki genç kızın göğüslerini okşadığında disipline değil de polis merkezine gönderilmişti. Bazı aydınlar bunun yanlış olduğunu ve asıl sorun disiplin iken bunu taciz olarak adlandırmanın bir anlamı olmadığını savunuyorlardı.

 

Bir sonraki savaş alanı ise caddelerdir inşaat işçilerinden ve yatırım bankerlerinden kadınlara yöneltilebilecek düşüncelerin ve şikâyetlerin de “saldırganca” olabileceği yadsınamaz. Her halükârda kadınlar mahkemelerde savaşımlarını sürdürmelidir. Fakat tabi ki sokakların da tıpkı düşüncelerin serbest “pazar alanları” gibi korunması gerekmektedir. Hoş olmayan konuşmalara katlanmak, özgür konuşmayı korumak için ödediğimiz bir bedeldir; bazı insanlar bu bedeli diğerlerden çok daha hevesli bir şekilde ödemektedir.” Bunun ardından küfürbaz bir konuşmacı ile savaşmanın pratikteki cephesini görebiliriz. Kadınların hala savaş planlarını hazırlamaları gerekiyor; şu an için patronlarına karşı koymakla yetiniyorlar. Böylesine altüst olmuş yasal bir ortamda bile bir takım başarılar elde ediyorlar.

 

Bütün bu anlattıklarımızdan sonra şöyle birkaç saniyeden fazla bir süre seks hakkında düşünen herkes için son birkaç on yılda yaşanan en garip dönüşümün evlilik dışı sekse gösterilen toleransın artması ve medyanın seksi halk önünde tartışma istekliliği olduğunu görecektir. Amerika son yıllarda her iki bakış açısının muhteşem bir sergilenmesiyle karşı karşıya kaldı. Amerikalılar bir başkanı belden aşağı sebeplerle suçlamanın zor bir iş olduğunun farkına vararak Bill Clinton’un maceralarını (bunları sonradan reddetmeye çalışsa da) affetmek için son derece büyük bir istek gösterdiler. Ve gazetelerle televizyon yorumcuları birçok anne babayı “staj öğrencisi” sözcüğünün gerçek anlamıyla ilgili utandırıcı bir soruyla karşı karşıya bıraktılar. Bu da madalyonun diğer bir yüzü. Bir düşünürün dediği gibi “ yaşamak çelişkiler içinde varlığımızı sürdürme sanatıdır”.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Does Your Company Condone Sexual Harassment?
 
A guide to finding and staying at an employer with an open, inclusive culture.
                       
Look for signs that a company´s culture may be too lax on sexual harassment before you accept a job there.
 
By Barbara Frankel December 12, 2017
 
https://www.workingmother.com/
 
 
Çalıştığınız Şirketin Cinsel Tacize karşı Tavrını Biliyor musunuz?
 
Açık Fikirli, Korumacı bir kültürü olan bir işveren bulmak ve bu tür bir firma’da çalışmak için bir rehber.
 
 
Bir Şirket’te işi kabul etmeden önce, o şirketin kültürünün cinsel taciz konusunda çok gevşek olabileceğine dair emareleri keşfedin.
 
Barbara Frankel tarafından 12 Aralık 2017
 
https://www.workingmother.com/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

About Quid Pro Quo Sexual Harassment

http://www.mblynchfirm.com

Cinsel Tacizi Öncesinden Önlemek İçin

http://www.mblynchfirm.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

St. Louis Sexual Harassment Lawyer

The Law in Missouri is Clear: Sexual Harassment is Illegal

 

Missouri Eyaletinde  Yasa Açıktır: Cinsel Taciz Yasadışıdır

 

 

https://www.dashtaki.com/lawyer-attorney

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Unkindest touch: Sexual harassment often occurs in the workplace, but most women are usually too afraid to report it.

Read more at

 

Nazik Olmayan Dokunuş: Cinsel taciz işyerinde sıklıkla görülür, ancak çoğu kadın bunu bildirmekten çok korkar.

Daha fazlasını oku

 

https://www.thestar.com.my/news/nation/2015/07/05/need-for-better-protection-it-is-time-for-a-standalone-act-against-sexual-harassers/#EWJwP7vsDkmrrzt1.99

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YARARLANILAN KAYNAKLAR

(1) Batı´da Cinsel Taciz - Tekin Gültekin 2010 - Veziroğlu Yayıncılık

(2) Eros Denied- Sex In Western Society, 1966, Wayland Young; Grove Press, Inc. New York, Bölüm 14:” Prostitution (Fahişelik)” Sayfa: 125-154

(2) Newsweek-International News Magazine, Newsweek, Inc.,444 Madison Avenue, New York, New York 10022, 25 Ekim 1993-Vol.CXXII, “Has Sexual Correctness Gone Too Far? –Sayfa 40-45 ve  4 Temmuz 1988-Vol.CXII, The Legacy of Freud- Sayfa 32-37

(3) The Economist, III West 57th Street*Newyork, Ny 10019, 14-20 Şubat 1998-Vol 346, Nr:8055, The Sex Business-Sayfa Nr: 17

 

Sizde Görüşlerinizi Bildirin

Yorumlar

Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı !