Çağdaş Ülke Yönetimi 12.2.2019 48896 Kez Okundu

Çağdaş Ülke Yönetimi
Keriman Halis
Keriman Halis

 

 

 

 

ÇAĞDAŞ EKONOMİ TEKİNİZM‘DE ÜLKE YÖNETİM ŞEKLİ

 

DEVLET BAŞKANI

 

HÜKÜMET                                                     MUHALEFET

( İKTİDAR PARTİSİ )                                      MUHALEFET PARTİLERİ

 

TEMSİLCİLER MECLİSİ                                                                                      YARGI ERGİ

 

BAĞIMSIZ DENETİM ve DANIŞMA MECLİSİ

 

Elektrik Mühendisleri Odası Başkanı + Gemi Mühendisleri Odası Başkanı + Tabipler Odası Başkanı + Maden Mühendisleri Odası Başkanı + Metalürji Mühendisleri Odası Başkanı + Mimarlar Odası Başkanı + Şehir Planlamacıları Odası Başkanı + İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı + Kimya Mühendisleri Odası Başkanı + Makina Mühendisleri Odası Başkanı + Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı + Eczacılar Odası Başkanı + Barolar Birliği Başkanı + Deniz Ticaret Odası Başkanı + Mali Müşavirler Odası Başkanı + Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı vd. 

 

 

Tekinizm aracısız ve bilimsel veriler üzerine kurulmuş evrensel bir sistemdir. Tekinizm’e göre yolsuzlukları önlemek üzere her il’de Evrensel İnsan Hakları Mahkemesi kurulmalıdır. Bu Mahkemelerin görevi hem geçmişte hem de içinde bulunulan zamanda söz konusu olan yolsuzluk, nitelikli dolandırıcılık, sahtekârlık davalarına bakmaktır. Bu mahkemelerde halkın içinden seçilecek olan 11 kişilik jüri kurulu hazır bulunur. İl Genel Jüri Kurulları Başkanlığı da sonuçlanan yolsuzluk davalarında geri kazandırılan gayrimenkul, nakit para vb.lerinin muhafaza edileceği yasalarca belirlenen fondan % 25 oranındaki bir payın söz konusu ilin altyapı, üstyapı, toplumsal faydaya yönelik yatırımlarda kullanılmasına aracılık eder ve takibini yapar. İlgili Yolsuzluk Davaları Fonunun % 75’i iktidar tarafından kullanılmak üzere hazineye devredilir. 

 

Tekinizm’e göre Adli makamlarca/Sayıştayca vd. yapılan tahkikat sonucunda yolsuzluk yaptığı ya da yolsuzluğa aracılık ettiği, ya da nüfusunu kullanarak kendisine ve yandaşlarına, ya da çevresine haksız menfaat sağladığı, rant elde ettiği, haksız zenginleştiği tespit edilen Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar, Milletvekilleri ve onların yolsuzluklarda işbirliği yaptıkları İşadamları Temsilciler Meclisinde kurulacak yolsuzluk komisyonlarında sorgulanmalarını müteakip Temsilciler Meclisince yapılacak oylamada aklanamazlarsa Anayasa Mahkemesinde yargılanırlar. Söz konusu tüm Anayasa Mahkemesi Davalarında Denetim ve Danışma Meclisi tarafından görevlendirilmiş 11 Kişilik Jüri Kurulu da hazır bulunur.

 

 

Söz konusu failler Meclis tarafından yapılan oylamada aklansalar dahi aynı dava Denetim ve Danışma Meclisi’nde de görüşülür ve oylanır. Denetim ve Danışma Meclisince failler suçlu görülürse dava yine Anayasa Mahkemesine havale edilir.

 

Yolsuzluk yaptığı Adli Makamlarca / Sayıştay’ca vd.  tespit edilmiş olan idarecilerin davaları ayrıca Danıştay/Yargıtay tarafından da incelenir ve Anayasa Mahkemesine havale edilebilir.

 

Özetle yolsuzluk yapan siyasi iktidarın üyeleri 3 Meclis’te aklanmak zorundadır çünkü söz konusu dava Anayasa Mahkemesine gönderilmeden önce Temsilciler Meclisi, Denetim ve Danışma Meclisi ve Danıştay tarafından oylanır; Bunlardan herhangi birinin yolsuzluğun mevcudiyeti lehine oylama yapması faillerin Anayasa mahkemesinde yargılanması için yeterlidir.

 

Ancak bu 3 aşamadan sonra Anayasa Mahkemesinin vereceği Hüküm Nihaidir. Tekinizm aracısız ve bilimsel veriler üzerine kurulmuş evrensel bir sistemdir. Tekinizm’e göre Devlet Başkanı halk tarafından fakat Temsilciler Meclisinin dışından seçilir. Siyasi yönetim şekli 2 ila 4 partinin siyasi, toplumsal ve ekonomik faaliyetlerinden oluşur.  Genel Seçimlerde oy çokluğu sağlayan parti 5 yıllığına iktidara gelir ve ülkeyi Temsilciler Meclisi, Bağımsız Denetim ve Danışma Meclisi, Bağımsız Yargı Ergi mekanizması çerçevesinde yönetir. 

 

 

 

Meslek Odaları Başkanlarından Bağımsız Denetim ve Danışma Meclisi Sayıştay ile işbirliği içinde milli servet kaybını önlemek üzere çalışmalar yapar ve gerekli gördüğünde hazırlayacağı raporları değerlendirilmesi, önlem alınması ve gerekli iyileştirmelerin yapılması amacıyla Temsilciler Meclisine sunabilir. Bir sureti muhalefet parti/partiler başkanlığına gönderilecek olan bu raporların Parlamento’da takibini yapmak aynı zamanda Muhalefet Partisinin/Partilerinin de görevidir.

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Kaynak: Çağdaş Ekonomi Tekinizm -Supreme Economics Tekinism -Cinius Yayınları 2016

 

 

 

 

“DÜN­DEN YA­RI­NA ATA­TÜR­K’­ÜN ÖN­GÖ­RÜ­LE­Rİ­” - BİL­Gİ YA­YI­NE­Vİ­

 

Mil­let ge­re­kir­se hü­kü­me­ti dü­şü­rür

 

Her za­man Mil­let, hü­kü­me­tin bek­çi­si ol­ma­lı­dır. Çün­kü Hü­kü­met­le­rin ic­ra­atı kö­tü olup da, mil­let iti­raz et­mez ve o hü­kü­me­ti dü­şür­mez­se, mil­let bü­tün ku­sur ve ka­ba­ha­te ka­tıl­mış de­mek­tir. (…) Ha­ki­ka­ten şu­nun bu­nun oyun­ca­ğı ola­bi­len mil­let­ler, hak­la­rı­nı id­rak et­me­miş de­mek­tir. Ve böy­le bir mil­let de bas­kı al­tın­da bu­lun­du­rul­ma­ya müs­te­hak olu­r”

 

Mec­lis mil­le­te bo­yun eğ­me­li­dir

 

“…Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si yal­nız ve yal­nız mil­le­tin­dir. Mil­le­tin seç­ti­ği mil­let­ve­kil­le­rin­den olu­şur. Bu mec­lis yal­nız ve yal­nız mil­le­tin em­ri­ne bo­yun eğ­mek zo­run­da­dır. İs­mi ve ma­ka­mı ne olur­sa ol­sun mil­let bu hak­kı­nı bir şah­sa ve ma­ka­ma tes­lim ede­mez.”

 

Di­ni kul­la­na­rak çı­kar el­de eder­ler

 

“Şu unu­tul­ma­ma­lı­dır ki, mil­le­tin ege­men­lik hak­kı­nı bir ki­şi­de ya da sa­yı­lı ki­şi­le­rin elin­de bu­lun­dur­mak­tan ya­rar­la­nan ca­hil ve saf in­san­lar var­dır. Hü­küm­dar­lar ken­di­le­ri­ni ha­ya­li bir gü­cün tem­sil­ci­si ta­nır­lar ve bun­dan zevk alır­lar. Ama on­la­rın et­ra­fın­da­ki çı­kar­cı­lar bu­nu din­sel bir gö­rü­nü­me bü­rün­dü­re­rek tüm ulu­su al­dat­ma­ya ve ka­ran­lı­ğa sü­rük­le­me­ye ça­lı­şır­lar. Ni­te­kim şim­di­ye dek öy­le ol­muş­tur. Gi­de­rek ulu­sun ku­la­ğı o laf­la­ra alı­şır ve ya­pı­lan tel­kin­le­ri ger­çe­ğin ken­di­si sa­nır. Bu ki­şi­le­re ‘mür­te­ci­’ ve yap­tık­la­rı­na da ‘ir­ti­ca­’ de­nir. (…) Ulu­sal ege­men­li­ği­mi­zin bir dam­la­sı­nı şu ya da bu bi­çim­de ka­yıt al­tı­na al­mak is­te­yen­ler en ko­yu mür­te­ci­ler­dir. Öy­le­le­ri­ne kar­şı mil­le­tin ya­pa­ca­ğı şey, on­la­rı par­ça­la­mak­tır.”

 

Va­tan ha­in­le­ri yönetime sı­za­bi­lir

 

“Pek iyi bi­lir­si­niz ki sul­tan­lar­la ve ha­li­fe­ler­le yö­ne­til­miş ve yö­ne­ti­len ül­ke­ler­de, va­tan için ve mil­let için en bü­yük teh­li­ke, sul­tan­la­rın ve ha­li­fe­le­rin düş­man­lar ta­ra­fın­dan sa­tın alın­ma­la­rı­dır. Bu, çok de­fa ko­lay­lık­la sağ­la­na­bil­miş­tir. Mec­lis’­le yö­ne­ti­len ül­ke­ler­de ise en teh­li­ke­li du­rum, ba­zı mil­let­ve­kil­le­ri­nin ya­ban­cı­lar adı­na ve çı­ka­rı­na, ça­lın­mış ve sa­tın alın­mış ol­ma­la­rı­dır. Mil­let Mec­lis­le­ri­ne ka­dar gi­re­bil­me yo­lu­nu bu­la­bi­len va­tan­sız­la­ra her za­man rast­la­na­bi­le­ce­ği­ne, ta­ri­hin bu ko­nu­da­ki ör­nek­le­riy­le hük­met­mek zo­run­lu­dur. Bu­nun için mil­let, ken­di ve­kil­le­ri­ni se­çer­ken çok dik­kat­li ve ti­tiz ol­ma­lı­dır.”

 

Mec­lis­ler dik­ta­tör yönetime dönüşebilir

 

“Bi­zim çok kork­tu­ğu­muz ve dai­ma kor­ka­rak ken­di­mi­zi ko­ru­ya­ca­ğı­mız bir şey var­dır ki, her­han­gi bir şah­sın, da­ha zi­ya­de her­han­gi bir he­ye­tin dik­ta­tör yö­ne­ti­mi­ne dö­nüş­me­si­dir. Çün­kü şa­hıs­lar gi­bi Mec­lis­ler de dik­ta­tör olur. Ve Mec­li­sin dik­ta­tör­lü­ğü şa­hıs­la­rın dik­ta­tör­lü­ğün­den da­ha teh­li­ke­li ve da­ha öl­dü­rü­cü­dür.”

 

Ba­şa ge­ti­ri­len­le­ri dai­ma ir­de­le­yin

 

“…Bay­lar, sı­ra­sı gel­miş­ken, aziz mil­le­ti­me şu­nu tav­si­ye ede­rim ki, bağ­rın­da ye­tiş­ti­re­rek ba­şı­nın üs­tü­ne ka­dar çı­ka­ra­ca­ğı adam­la­rın ka­nın­da­ki, vic­da­nın­da­ki öz cev­he­ri çok iyi tah­lil et­mek dik­ka­tin­den bir an ge­ri kal­ma­sın.”

 

İn­gi­liz su­bay­la­ra tu­tuk­la­ma ted­bi­ri

 

 

“İn­gi­liz­ler İs­tan­bul Hü­kü­me­ti­ne sal­dı­rı­la­rı­nı ar­tı­ra­rak Ba­kan ve­ya mil­let­ve­kil­le­rin­den ba­zı­la­rı­nı ve özel­lik­le Ra­uf Be­y’­i tu­tuk­lar­lar­sa, kar­şı­lık ola­rak Ana­do­lu­’da bu­lu­nan İn­gi­liz su­bay­la­rı tu­tuk­la­na­cak­tır. Bu­na gö­re ge­rek­ti­ğin­de böl­ge­niz­de­ki İn­gi­liz su­bay­la­rı­nı tu­tuk­la­ya­bil­mek için şim­di­den ted­bir­ler alın­ma­sı­nı ri­ca ede­rim.”

 

 

 

 

   

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Kaynak : http://www.halkinhabercisi.com/meclisler-de-diktatorlesir ( 23 Nisan 2014 )

Sizde Görüşlerinizi Bildirin

Yorumlar

Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı !