DENİZLERİMİZDE NELER OLUYOR 26.1.2019 10356 Kez Okundu

 



 

 

BU YASALARI/YÖNETMELİKLERİ ÇIKARANLAR KİMDİR ?
DENİZLERİMİZDE NELER OLUYOR

Kaynakları yazıların altında bulunan aşağıdaki derlemede birçok önemli konudan sözedilmektedir.

 

(1) Özellikle “Türk Boğazlarındaki kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerinin YABANCI BİR ŞİRKET’e verilebileceği ve 20 yıl boyunca Türk Boğazlarını işletebileceği üstelik Devlete hiçbir teminat yatırması gerekmeyeceği gibi imtiyazlar hükme bağlanmış olmakla ülke insanlarının aleyhine uygulamalar hayata geçirilmiştir.

 

(2) Diğer taraftan; Römorkörcülük hizmetlerinin tamamen Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünden alınması ne kadar doğru bir uygulamadır? Römorkör hizmeti veren firmaların, aynı bölgede artık kılavuzluk hizmetleri yapma yetkisinin elinden alınması ve kılavuzluk hizmetlerinden elde ettikleri gelirleri maliyeti yüksek römorkör yatırımlarına kullanan bu firmaların devlet diğer bir deyişle iktidardaki hükümet/yasa yapıcı tarafından iflas ettirilmesi anlamına gelmektedir.

 

 

KONU: Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliğindeki Anormallikler

 

2018 yılının son günü çeyrek yüzyılı aşan sürece çözüm üretecek yönetmelik “sürpriz bir biçimde” yürürlüğe girmiştir. 31.12.2018 tarihli Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği yürürlüğe girdiği günden beri sektör temsilcileri tarafından tartışılmaktadır.

 

İlk mevzuatın ortaya çıktığı 1998’den son mevzuatın yürürlüğe girdiği 31 Aralık 2018 tarihine kadar bu hizmet alanında yapılan tartışmaların odak noktasında hep “ticari fayda” olmuştur. Fakat yeni yürürlüğe giren yönetmelikle birlikte hem bu tartışmalar bitmemiş hem de tartışmalara bir yenisi daha eklenmiştir: “ULUSAL EGEMENLİK HAKKI, MİLLİ GÜVENLİK VE ULUSAL MENFAATLER” sorunu.

 

Şöyle ki; bugüne kadar “ticari kazanç” odaklı bu tartışmalarda Türk Boğazları hiçbir zaman Devlet eliyle gündem maddesi yapılmamıştır. Hatta 2002 yönetmeliğine Türk Boğazları tamamen tartışmaların dışında kalacak şekilde hüküm konmuştur. Bu hüküm 2006 ve 2011 taslaklarında da korunmuştur. Fakat yeni yönetmelik, her ne sebeple olursa olsun, sadece “ULUSAL EGEMENLİK HAKKI, MİLLİ GÜVENLİK VE ULUSAL MENFAATLER” AÇISINDAN DEĞERLENDİRMEMİZ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNDÜĞÜM TÜRK BOĞAZLARINI DA BUGÜN BU TİCARİ ÇEKİŞMENİN VE TARTIŞMALARIN BİR PARÇASI HALİNE GETİRMİŞTİR.

 


   (1) 2002 Yönetmeliğine göre kılavuzluk ve/veya römorkörcülük hizmeti verecek olan şirketlerin ana sermayelerinin tamamı Türk vatandaşlarına ait olmalı hükmü varken yeni yönetmeliğe göre bu şirketler yabancı sermayeli şirket de olabilecektir. (2002 Madde 4 --- 2018 Madde 7)

 

 

 

          (1) 2002 Yönetmeliğinde “Türk Boğazlarındaki kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetleri, kamu eliyle       yürütülür. Bu yetki özel kuruluşlara devredilemez” şeklindeki kesin hüküm varken yeni yönetmeliğe göre Türk Boğazlarında Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü herhangi bir lisanslı kuruluşa ki madde 7 gereği bu kuruluş YABANCI BİR ŞİRKET de olabilir, HİZMET ALIMI olarak bu hakkı verebilecektir. (2002 Madde 15 -- 2018 Madde 6)

  

 

      (1) Yeni Yönetmelik madde 6/9’a göre Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nün Türk Boğazlarında bu hizmetlerle ilgili hizmet alımına gitmeyip hizmetleri kendisinin vermeye devam edeceğini varsaysak bile  madde 11 gereği Kıyı Emniyeti Genel  Müdürlüğü vermekte olduğu kılavuzluk ya da römorkörcülük hizmetlerinin birinden vazgeçmek zorunda bırakılmıştır. (2018 Madde 11)

 

 

 

[Hizmet sahası sınırları ve teşkilat sayısı

MADDE 11 – (1) Bu Yönetmelik gereği A, B ve C hizmet sahalarının sınırları;

a) Bölgenin coğrafi, ekonomik, stratejik ve güvenlik şartları,

b) Deniz trafiğinin yoğunluğu, uğrak yapan gemilerin tip, sayı, boyut ve tonajları ile bölgede elleçlenen yükün miktarı ve özellikleri,

c) Kıyı tesislerinin nitelikleri, sayısı ve fiziki koşulları ile hizmetin emniyetli, etkin ve süratli olarak verilebilirliği ve sürdürülebilirliği,

ç) Bu Yönetmelik yayımlanmadan önce başka bir mevzuat ve düzenlemeyle elde edilmiş haklar,

d) İmar planı bütünlüğü bulunan kıyı tesisi bölgeleri veya kümelenmiş kıyı tesislerinin yoğun olduğu kıyı veya deniz alanları,

gözetilerek İdare tarafından belirlenir.

 (2) Bir hizmet sahası içinde tek bir kılavuzluk kuruluşuna hizmet izni verilir. Bu kuruluş aynı hizmet sahasında römorkörcülük hizmeti veremez.]

 

 

       (4) Yeni Yönetmelik Madde 6/9 gereği Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü Türk Boğazlarında HİZMET ALIMINA gitmesi halinde HİZMETİ ALACAĞI şirket, ki madde 7 gereği bu şirket YABANCI BİR ŞİRKET de olabilir;

  


[Hizmet izni verilmesine ilişkin temel usul ve esaslar

 

MADDE 6 – (9) Kamu kurum ve kuruluşları ile özelleştirme sonucu imtiyaz hakkı olan kuruluşlar, yatırım yapmayarak kendilerinin fiilen hizmet vermemesi ve/veya vermek istememesi durumunda, uygun faaliyet lisansına sahip bir kuruluştan, önceden İdareden onay alınması kaydıyla hizmet alımı yapabilirler.]


 

 

         - 20 yıl boyunca Türk Boğazlarını işletebilecek (Madde 13/1)

 


[İzin süresi
MADDE 13 – (1)
Kılavuzluk ve römorkörcülük teşkilatlarına verilen hizmet izni süresi, A sınıfı hizmet sahaları için 20 yıl, B sınıfı hizmet sahaları için 15 yıl ve C sınıfı hizmet sahaları için 10 yıldır.]

 

 

       - Devlete hiçbir teminat yatırması gerekmeyecek (Madde 14/4)

  


[Teminat
MADDE 14 –
(1) İdare, hizmet izni başvurularında, bu maddenin ikinci fıkrasında belirlenen yöntemle süresiz ve koşulsuz bir banka teminatı talep eder.
(2) Hizmet sahasında kılavuzluk ve/veya römorkörcülük hizmetinden elde edilen son üç yıllık gayrisafi hâsılatın ortalamasının % 3’ü oranında geçici teminat, % 6’sı oranında kesin teminat miktarı belirlenir. Yeni liman tesislerinin kurulması sebebiyle oluşturulan hizmet sahaları için verilecek izinlerde teminata esas değer, benzer özelliklere sahip diğer hizmet sahaları veya kıyı tesislerindeki gemi hareketlerine bağlı hizmet gelirleri hesaplanarak emsal değer yoluyla İdare tarafından belirlenir.
(3) Hizmet izni başvurusunda bulunan kuruluşlardan geçici teminat, hizmet izni başvurusu kabul edilen kuruluşlardan ise kesin teminat alınır.
(4) 6 ncı maddenin dokuzuncu fıkrasında belirtilen nitelikteki teşkilatlar ile İdarece resen görevlendirilen teşkilatlardan teminat istenmez.
Teminatın iadesi]

 

 

       - Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünün bu alanlardaki bugüne kadar yaptığı tüm yatırımlardan, KEGM ve/veya İdareyle bir anlaşma yaparak, istediği gibi faydalanabilecek (Madde 6/9, Madde 22/4)

  

 

[Hizmet izni verilmesine ilişkin temel usul ve esaslar
MADDE 6 – (9) Kamu kurum ve kuruluşları ile özelleştirme sonucu imtiyaz hakkı olan kuruluşlar, yatırım yapmayarak kendilerinin fiilen hizmet vermemesi ve/veya vermek istememesi durumunda, uygun faaliyet lisansına sahip bir kuruluştan, önceden İdareden onay alınması kaydıyla hizmet alımı yapabilirler.]
  
[MADDE 22 – (4) Bir kılavuzluk ve/veya römorkörcülük teşkilatı, bünyesinde bulunan deniz vasıtaları ve bunların personeline yönelik olarak, yetkili olduğu hizmet sahasındaki liman, iskele, dolfen, şamandıra gibi kıyı tesislerinin bağlama, barınma, su ve elektrik ikmal imkânları ve diğer hizmetlerinden, İdarenin belirlediği koşullar çerçevesinde ve süre zarfında olması kaydıyla, kıyı tesisinin uygun göreceği şekilde ve yürürlükteki resmi tarifeler kapsamında yararlanabilir. İdare gerekli gördüğü hallerde bu uygulamaya yönelik resen düzenleme yapabilir.]

 

 

Kaynak :Jurnal-Çeyrek asırlık sorunu giderecek yönetmelik!*   jurnal@denizhaber.com.tr (https://www.denizhaber.com.tr/ ) 21.01.2019 

  

15 Kasım 1979 günü Libya´dan yüklediği 94,600 ton ham petrolü Romanya´ya taşıyan Rumen bandıralı Independenta adlı tanker gemisi, Karadeniz yönünden gelen Yunan bandıralı Evriyali adlı kuru yük gemisine çarpar ve büyük bir patlama gerçekleşti. Patlamanın ardından çıkan yangın 27 günde söndürülebildi. Patlamanın ardından 43 gemi personeli hayatını kaybetti 

  

  KONU:Deniz Kazalarında Deniz Kirliliğine Karşı Erken Mudahale Kapasitesinin Geliştirilmesi Zorunluluğu

 

    (1) 15 Kasım 1979 tarihinde meydana gelen M/V INDEPENDENTA deniz kazasında denize yaklaşık 64.000 ton ham petrolün dökülmüş ve tam bir çevre felaketi meydana gelmişti. 18 Aralık 2016 tarihinde ÇEŞME deniz kazasında ise yaklaşık 200 ton motorinin döküldüğünü diğer bir deyişle 1/300 oranında çok daha küçük bir kazaydı. Dolayısı ile gelecekte böyle bir kaza ile karşılaşmamızın olası olduğunu ve bu itibarla organizasyon yapımızı ve müdahale kapasitemizi buna göre geliştirmemiz gerektiğini daha başlangıçta ifade  etmek gerekir.

 

(2) Böyle bir kapasite geliştirilmesi gerekli midir ve mümkün müdür ? Buna verilecek yanıt özellikle Karadeniz’de deniz trafik hatları ve belli başlı limanlar, İstanbul Boğazı, Marmara Denizi’nin tamamı, Çanakkale Boğazı ve Çanakkale Boğazı’ndan İskenderun’a kadar sahillerimizin tamamında petrol kirliliği riski dikkate alınarak kesinlikle kapasite geliştirilmelidir.

 

(3) Hâlihazır kapasitemiz 500 Ton civarında bir petrol döküntüsünü karşılayabilir durumda olup bunun mutlaka risklere göre ilk etapta 5000 Ton civarlarına çıkarılması ve özellikle denizde depolama kapasitesinin yani toplanan döküntünün gemilerde depolanabilmesi konusu üzerinde durulması şarttır.

 

(4) Yüzer seyyar depolar ve  50-100 Tonluk müdahale gemisi kapasiteleri çok küçük kapasiteler olup ilk reaksiyonda işe   yarayabilir fakat operasyonunun devamı için hiçbir şekilde yeterli olmayacaktır.

 

(5) Aradan geçen 40 yıllık süreçteki deniz kazalarına müdahalede edinilen deneyimlerle kapasite ve kabiliyetimizi geliştirmezsek, gelecekte muhtemel 1000 ton ve üzeri bir petrol döküntüsünün meydana geldiği bir deniz kazasında nasıl bir çevre felaketi ile karşılaşırız? sorusunun cevabını vermemiz gerekecektir.

 
Kaynak : İsmail Hakkı Ataseven-Çeşme´deki M/V Lady Tuna Kazasında Tehlike Çanları

 

 

 

Konu: Römorkör Hizmeti Veren Yerel Firmaların Elinden Kılavuzluk Hizmeti Verme Yetkisinin Alınması

 

 
 (1) Hizmet alanı Montrö Boğazlar Sözleşmesiyle belirlenen Türk Boğazları bölgesinde tekel olarak kılavuzluk ve römorkörcülük hizmeti veren Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü, yayımlanan yeni yönetmelikle birlikte Kılavuzluk Hizmetleri Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü´nde kalması düşünülürken, römorkörcülük hizmetleri Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü´nün dahil olmadığı 3 farklı firmaya açılması planlanıyor.

 

(2) 100 milyonlarca dolar römorkör yatırımı yapan Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü´nün, elindeki bu römorkörleri sadece kurtarma faaliyetlerinde mi kullanacak? Yeni yönetmelikle birlikte, hizmet alanı daraltılan Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü´nün milli servetinin heba edilmesi kime yarayacak?
(3) Römorkör hizmeti veren firmanın, aynı bölgede kılavuzluk hizmetlerine kapatılması büyük mağduriyetlerin yaşanmasına neden olacak. Çünkü 100 milyonlarca dolar yatırım yapan römorkör firmalarının, kılavuzluk hizmetlerinden elde ettikleri gelirleri maliyeti yüksek römorkör yatırımlarına kullandıkları biliniyor. Römorkör firmalarının bu gelirden mahrum edilmesiyle olabilecek bir deniz kazasında hukuken bakanlık soumlu olacaktır.

 

Kaynak :Recep Canpolat-Seyir, Can ve Mal Emniyeti, Allah´a Emanet! (https://www.denizhaber.com.tr/) 02.01.2019

 

 

 

 

Konu: Güney Yarım Küreden Kuzey Yarımküreye Nakledilen Madenlerin Yarattığı Hava Kirliliği

 

  (1) Atmosfer hareketlidir, bir bölgede oluşan gazlar basınç merkezlerinin hareketine bağlı olarak devamlı yer değiştirir.

 

  (2) Kuzey yarım kürede alçak ve yüksek basınçlar daima kuzeydoğu yönünde hareket ederken her iki basınç merkezinin de oluşturduğu rüzgârlar, alçak basınç rüzgârları saat yönünün aksine, yüksek basıncın rüzgârı da saat yönünde hareket etmesine bağlı olarak basınç merkezlerinin kuzeyindeki hava kütlesini orta enlemlere doğru iterler.

 

  (3) Güney Yarım Küre´de de olay tersine oluşur. Dünya yerleşimi genel olarak orta enlemlerde yani Ekvator ile 46. Kuzey ve Güney enlemlerinde olduğundan olayın sonunda bütün kirli hava tabakası bu bölgelerde yoğunlaşır.

 

 (4) 4 Aralık günü Kocaeli Sanayi Sitesi´nde çıkan yangın sırasında oluşan kirli hava 5000 geminin yaratacağı kirli havadan çok daha fazla olmuştur. Her gün dünyanın çeşitli yerlerinde çıkan orman yangınları hava kirliliğinin en büyük tetikçileridir.
 (5) Her yıl Güney Yarım Küre’den Kuzey Yarım Küre´ye transfer edilen 250 milyon ton maden, maden türevleri ve kömürün son aylarda NASA’nın da üzerine yoğunlaştığı dünyanın eksen sapmasına sebebiyet vermesi ile dünyanın güneş ışınlarını alış açısını etkileyerek özellikle kuzey yarımkürede iklimleri tetiklemeye başlamış ve doğal olarak hava kirliliği de bu değişikliğe bağlı olarak her geçen gün biraz daha artmaktadır
 
Kaynak : Kpt. MESUT AZMİ GÖKSOY / Kaptan- İklim Değişikliğinin Denizcilik ve Gemiler Üzerindeki Etkileri (https://www.denizhaber.com.tr/) 25.01.2019

 

 

 

 

Konu : Devlet, Kılavuz Ve Römorkör Hizmetlerinden Daha Fazla Pay Alacak

 
Kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerinde yeni düzenleme yapıldı. 10 Kasım 2018’de yayınlanan 329 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Kılavuzluk ve Römorkörcülük hizmetlerinden alınan kamu payı yüzde 6,5’ten yüzde 10’a çıkarıldı.
 
Kılavuzluk ve römorkörcülük hizmeti veren kamu kurumu ve özel kuruluşlar tarafından elde edilen aylık gayrisafi hasılattan alınacak kamu payı yüzde 10´a çıkarıldı.10 Kasım 2018’de yayınlanan 329 Sayılı Cumhurbaşkanlığı’nın "Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmeti Vermekte Olan Kamu Kurumu ve Özel Kuruluşlar Tarafından Elde Edilen Hasılattan Alınacak Kamu Payı Hakkındaki Ekli Kararın Yürürlüğe Konulması Hakkında Kararı" Resmi Gazete´de yayınlandı.
 
Buna göre, kılavuzluk ve römorkörcülük hizmeti veren kamu kurumu ve özel kuruluşlar tarafından elde edilen aylık gayrisafi hasılattan alınacak kamu payı yüzde 10´a çıkarıldı. Öte yandan Harcırah Kanunu uyarınca yurt dışı yer değiştirme giderinin mesafeye göre değişen kısmının hesaplanmasında esas alınan cetvellere yenileri ilave edildi.
 
Kaynak : https://www.lojiport.com/
 
 
Konu: Kılavuzluk Ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği

Türkiye´nin Deniz Yetki Alanlarındaki Kılavuzluk Ve Römorkörcülük Hizmetlerine İlişkin Usul Ve Esaslar Özet

 
 
Türkiye´nin deniz yetki alanlarındaki kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerine ilişkin usul ve esaslar belirlendi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının "Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği" Resmi Gazete´nin mükerrer sayısında yayımlanarak, yürürlüğe girdi.
 
Buna göre, Türkiye´nin deniz yetki alanlarında, Türk Boğazları Bölgesinde, kanallarda ve iç sularda kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerine ilişkin usul ve esaslar yönetmelik kapsamında olacak. Askeri gemiler ve askeri tesisler kapsam dışında tutulacak.
Deniz ve İçsular Düzenleme Genel Müdürlüğü adına kılavuzluk ve/veya römorkörcülük hizmetleri verebilmek için tüm kuruluşların faaliyet lisansı alması gerekecek.
 
- Faaliyet lisansı sınıfları
Teknik, mali ve idari yeterlikleri sağlamaları kaydıyla, verebileceği hizmetin sınırlarını tanımlayan A, B ve C sınıfı faaliyet lisansı verilecek.
A sınıfı faaliyet lisansına sahip kuruluşlar bütün hizmet sahalarında, B sınıfı faaliyet lisansına sahip kuruluşlar B ve C hizmet sahalarında, C sınıfı faaliyet lisansına sahip kuruluşlar ise yalnız C hizmet sahalarında hizmet sunabilecek.
Herhangi bir hizmet sahasında seyir emniyetiyle can, mal, deniz ve çevre güvenliği esasına dayalı olarak tek bir kılavuzluk kuruluşuna ve A hizmet sahaları için en fazla 3, B hizmet sahaları için en fazla 2 ve C hizmet sahaları için 1 römorkörcülük kuruluşuna hizmet izni verilecek.
Faaliyet lisansı başvurusunda bulunabilmek için sermaye şirketi olma, ana sözleşmelerinde kılavuzluk ve/veya römorkörcülük faaliyetleri ile iştigal edeceklerinin belirtilmesi, kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerinde çalışan tüm personelin Türk vatandaşı olmasıyla fiilen ve hukuken teşkilat bünyesinde çalışması, teşkilatın bordrolu personeli olması zorunlu bulunacak.
 
 

 

- Faaliyet lisansı süresi
Faaliyet lisansı almak için başvuruda bulunan ve asgari şartları sağladığı tespit edilen kuruluşa sınıfına uygun olarak faaliyet lisansı düzenlenecek. Faaliyet lisansları her 5 yılda bir yenilenecek.
Kılavuzluk veya römorkörcülük hizmeti vermek isteyen kuruluşlar faaliyet lisanslarını almalarını müteakip 30 gün içerisinde hizmet izin belgesi almak için başvuracak. Uygun bulunanlara 3 ay için ön izin verilecek. Bu süre içinde gereken şartları karşılamayanların ön izni iptal edilecek.
 
Kılavuzluk ve römorkörcülük teşkilatlarına verilen hizmet izni süresi, A sınıfı hizmet sahaları için 20 yıl, B sınıfı hizmet sahaları için 15 yıl ve C sınıfı hizmet sahaları için 10 yıl olacak.
Deniz ve İçsular Düzenleme Genel Müdürlüğü, hizmet izni başvurularında, süresiz ve koşulsuz bir banka teminatı talep edecek. İdarece verilen izinler hiçbir surette devredilemeyecek.
Kılavuzluk ve römorkörcülük teşkilatları, liman başkanlıklarınca yanaşma ordinosu ve liman çıkış izni tanzim edilmeyen gemilere ve idarenin gemi yanaşması-ayrılmasını uygun görmediği kıyı tesislerine kılavuzluk hizmeti veremeyecek. Bu hizmetin, emniyet ve güvenlik odaklı yürütülmesi esas olacak.
Bir kılavuz kaptan, sadece yapmış olduğu iş akdi gereğince bünyesinde bulunduğu teşkilatın yetkili olduğu hizmet sahası içerisinde kılavuzluk hizmeti verebilecek.
Deniz ve İçsular Düzenleme Genel Müdürlüğü veya iman başkanlıkları, hizmet iznine ve faaliyet lisansına sahip teşkilatları, ilgili şartlarının devam edip etmediği hususunda planlı veya plansız denetleme yetkisine sahip olacak.
İhlallerin tespiti halinde, 100 bin liradan başlayan cezalar uygulanacak. İhlalin devamı halinde hizmet izin belgesi iptal edilecek.
 
 
 

 

- Dar ve riskli deniz alanları
Körfez, koy, boğaz ve kanal gibi deniz trafiğinin yoğun olduğu dar ve riskli deniz alanlarında, seyir emniyeti ile can, mal, deniz ve çevre güvenliğini artırmaya yönelik olarak kılavuz kaptan ile etap seyri uygulaması belirlenebilecek.
Kılavuzluk ve/veya römorkörcülük teşkilatı bulunmayan bir hizmet sahasında, o hizmet sahasına komşu veya en yakın bölgedeki kılavuzluk ve/veya römorkörcülük teşkilatınca hizmet izni talebinde bulunulması halinde, geçici izin verilebilecek.
 
 
Kaynak:Ulaştırma Ve Altyapı Bakanlığından-Kılavuzluk Ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği Tamamı Resmi Gazete – 31.12.2018
 

 

Sizde Görüşlerinizi Bildirin

Yorumlar

Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı !