İçimizdeki Hainler 19.2.2019 23744 Kez Okundu

İçimizdeki Hainler
Mehmed Hocaoğlu
Mehmed Hocaoğlu

 

 

 

 

İÇİMİZDEKİ HAİNLER “ERMENİLER”

ARŞİV VESİKALARIYLA TÂRİHTE ERMENİLER

“2019 Yılı İtibariyle Türkiye’de kendini gizleyen 80 ila 100 bin civarında Ermeni var…

Ermeniler daha çok Kürt ve Alevilerin içinde gizlendiler. ”

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu
Kayseri Sempozyumu


A — ERMENİ HİLEKÂRDIR.

 

Ermenilerin dindaşı yani bir Hıristiyan olan: Korte Diyor ki:

 

«Sizi aldatan birine mi rastladınız, biliniz ki; o kesinlikle bir Ermeni’dir. Memleketin karakterine iyice vakıf olan Eskişehirli büyük bir patiskacı bana deneyimlerinin kendisine şunu öğrettiğini söyledi:

 

«Rum veya başka bir Hristiyan’la iş yapacaksam yazılı bir sözleşme yaparım. Bu şarttır. Ermenilere gelince, onlarla yazılı da olsa hiçbir sözleşme yapmam. Zira hiçbir sözleşme onların yalan ve hilelerine karşı bir garanti sağlamaz. Orta bir Ermenin tek amacı İstanbul´da otursun veya iş gereği gelmiş olsun ya da Anadolu’da bir dükkânı veya hanı bulunsun daima para kazanmaktır. Bunun dışında bir amaç taşımaz.

 

 

İş için genç karısını Van yahut Bitlis´te bırakıp yıllarca gurbette dolaşır durur. Para uğrunda yalan ve hileden asla çekinmez. Açıkça hırsızlık etmez, ama her türlü hileyi de meşru sayar. Bu doymak bilmez para hırsının emrinde Ermeni’nin doğuştan kurnazlığı, muazzam inatçılığı ve riyakârlığı vardır. Yekvücut bir kitle teşkil eden hemcinslerinin sıkı işbirliği sayesinde Ermeni’nin bu özellikleri onu sürekli başarıya götürür. Ermeniler bulundukları yerde zift gibi biri birlerine sıkı sıkıya yapışırlar. Sözgelimi büyük bir evde Ermeni hizmetçilerin yanında Rum ya da Giritli hizmetçiler bulundurmaya imkân yoktur. Ermeni hizmetçi Rum, Bulgar, Giritli ortağını kollayacak, dedikodular çıkaracak ve onu kapı dışarı ettirip yerine başka bir Ermeni´yi aldırıncaya kadar iftiralarına devam edecektir. Yalnız başka bir Ermeni derken bir noktayı açıklamamız gerekir. Ermeni yalnız kendi mezhebinden olanı kendinden sayar. Katolik Ortodoks ve Protestan Ermeniler biri birlerinden nefret ederler. O kadarki Ankaralı Katolik bir Ermeni’ye milliyetini sorarsanız Katolik’im diye yanıt verir. Ermenilerde dinî kanaat uyuşmazlığı milliyet hissini bastırmaktadır. Ama esefle söyleyelim ki hiçbir mezhebin Ermenilerin ahlakı üzerinde olumlu hiçbir etkisi olmamıştır. Katolik veya Protestan bir Ermeni Ortodoks bir Ermeni’den asla namuslu değildir.

 

Anadolu köylüsü ve kasabalısı bu düşmanı karşısında savunmasızdır. Ermeni’nin kudret kaynağını teşkil eden para hırsı Anadolu´nun diğer yerli halklarında yoktur. Anadolu köylüsü tembel bilinmektedir. Ama sanıldığı kadar tembel değildir. Tarlasını dedesinden gördüğü gibi sürer; ama zengin olmak İçin gereğinden fazla çırpınmayı aklına getirmez. Hayatını kazanmak için gereği kadar çalışır, kahvesini, nargilesini içerek yaşamanın tadını çıkarmak ister. Para yığmak için ateşli şekilde çırpınmayı anlamsız ve gülünç bulur. İşte Anadolu halklarının yaşam felsefesi budur.

 

Bu halklar arasındaki farkı iyice anlamak için sıra ile bir Anadolu´nun vesair halklarının ve bir de Ermeni hanını gidip görmekte fayda vardır. Anadolu Halkına ait hana sakin ve nazik bir şekilde kabul edilirsiniz. Döşemesi sade olan bu küçücük odalar tertemizdir. Yatak takımları ve yastıkları pek lüks ve yumuşak değildir, ama temizdir. Koşu hayvanları aşağı yukarı, insanlar kadar bakımlıdır. Atlar tımar edildikten sonra ağıla sokulur. Verilmesi gerekli yulaftan bir dane bile eksiltmeyeceklerine kesin nazariyle bakılabilir.

 

Anadolu´nun Halkı bu şekilde davranırken haklı olarak şu prensipten hareket etmektedir: yabancı bir memlekette seyahat eden o memleketin âdetlerine uymak zorundadır. Odalarının geceliğiyle, atlara verilecek yemin fiyatları üzerinde pazarlık ve tartışmaya gerek yoktur. Her şey ertesi günü, belki arzu ve temenni edildiği olmaz ama sakin ve uygun bir şekilde çözümlenir. İşte bir Anadolu hanının özellikleri bunlardır. Sayıları pek çok olan Ermeni hanlarındaki durum tamamıyla değişiktir. Yolcu gelir gelmez iki garson atını almak üzere derhal yanına gelirler. Atının bahçe kapısına bağlanmadan önce biraz dinlendirilerek tımar edileceğini vadederler. Hancı çeşitli ve okşayıcı tavırlarla kendisini memnun etmek için elinden geleni yapacağını söyleyerek yolcunun gönlünü fethetmeye çalışır.

 

Ayırdığı odada içinde eşya namına yırtık bir halı, kırık bir ayna ve bir de duvara asılı berbat tablodan başka bir şey bulunmayan bir odadır. Yolcu kendisine yapılan hizmet teklifi ve iltifatlarından yakasını kolay kolay kurtaramaz. Yolcu ve uşağı yeteri kadar ilgi göstermezlerse, atına verilecek yem yarıya indirilir, ya da önce tamamı veriliyormuş gibi gösterilerek arkasından bir kısmı geri alınır. Odanın, tavlanın, hayvanlara verilecek yem fiyatını hana gelir gelmez sorup öğrenerek hancının aşırı isteklerde bulunmasını baştan önlemeyen yolcunun vay haline! Ertesi gün İsviçre’nin büyük bir otelinden ancak bir kaç kuruş daha ucuz sayılabilecek bir tarife üzerinden yapılmış oldukça kabarık bir hesapla karşılaşacaktır.

 

Anadolu’nun pek çok köyünde rastlanan Ermeni bakkalları hancılardan daha beterdirler. Anadolu Halklarının köylüsü ne kadar kanaatli olursa olsun büsbütün parasız değilse, kahve, şeker ve tütün gibi bazı şeyleri satın almaktan vaz geçemez. Bunları kap kaçak vs.yi de satın aldıkları Ermeni bakkalından temin ederler. Ancak Anadolu köylüsünde para pek bulunmaz. Buna göre ya aynî ödemede bulunur, ya da veresiye alır, böylece her iki halde de iktisaden Ermeni’nin işine gelmiş olur. Zira aynî ödemede bulunduğu takdirde Ermeni köylünün malını işine geldiği gibi düşük fiyattan alır. Veresiye aldığı zamanda köylü ürününü yine ayni şekilde son derece düşük fiyatla Ermeni’ye satmayı kabullenmek zorundadır. Bu işin başlangıcıdır. Bir taraftan köylü yoksullaşırken diğer taraftan bakkal zenginleşir. Neticede zenginleşme epeyce ilerleyince yakın bir büyük şehre taşınır işini, yerini de hemen başka bir Ermeni alır. Nüfusu 10 binden fazla olan Ankara, Sivrihisar, Eskişehir, Afyonkarahisar gibi şehirlerde toptan ticaret, bütünce kudret hemen hemen tamamıyla Ermenilerin elindedir.

 

Uzun zamandan beri Ermenilere yapıldığı İddiasıyla şikâyete konu olan baskı da Anadolu Halklarının Köylülerini sömüren Ermenilere karşı köylerde gezici satıcılığın yasak edilmesi gibi son derece akıllı bazı idarî önlemler alınarak bu sömürünün önlenmesinden ibarettir.»


Kaynaklar :
(1) Arşiv ve Veskalarla Ermeniler – Mehmed Hocaoğlu
(2) Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu 2008 Kayseri Sempozyumu
(3) www.fibhaber.comhttp://www.fibhaber.com/gundem/pkk-asala-teror-orgutu-ve-tum-gercekler-h705.html

(4) http://nacikaptan.com/?author=0&paged=639

 

 

Hidarnes I was a King of the Orontid Dynasty of Armenia, reigning in the end of the 6th century BC.

Hidarnes established the "Yervandakan" feast in the name of the Orontid Dynasty, which sounds in Armenian as "Yervanduni". The feast was dedicated to the Orontid Dynasty, Van city or, as it was called in those days, Yervandakan, Lake Van and Hayots Canion Gorge.[1]

 

References:
Khachatryan, Hayk (2006). 141 Kings of the Armenians. Erevan: Amaras. ISBN 978-99930-1-192-

 

Sizde Görüşlerinizi Bildirin

Yorumlar

Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı !