Kaza ve Kaderi Yazan Kalemlerin Mekanı 21.2.2019 11903 Kez Okundu

Kaza ve Kaderi Yazan Kalemlerin Mekanı
Mehmed Hocaoğlu
Mehmed Hocaoğlu

 

 

 

HZ. MUHAMMED NEDEN Mİ’RAÇ’A ÇIKARILDI

 

Mi’raç : Yükseğe çıkmak ve merdiven anlamına gelir.

İslami Anlamda Miraç: Peygamberimiz Hz.Muhammedin (sav) Mekke’de Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya, oradan da yüce makamlara çıkartılmasıdır.

 

Bir gece, kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Haram’dan, çevresini kutsal kıldığımız Mescid-i Aksaya götüren Allah noksan sıfatlardan münezehhtir; O, gerçekten işitendir, görendir.” (İsra Süresi, 1)

 

Bu ayetten çok açık bir şekilde anlaşıldığı üzere yüce Allah Kur’an Kerim’de tebliğ ettikleri ve vaddettiklerinin doğru ve gerçek olduğunun Hz. Muhammed’e gösterilmesi ve onun tarafından insanlara nakledilmesi istemiştir.

 

Mir’aç’ı Peygamberimiz insanlara şöyle aktarmıştır:

 

Bir gece, halam Ümmü Hani’nin evinde iken Cebrail (as) geldi. “Ey saygın Nebi! Yargılayıcı olan Rabbin huzuruna varmak için kalk, melekler seni bekliyor” dedi. Göğsümü göbeğime kadar yardı. Kalbimi çıkarıp iman dolu bir altın tasta yıkadı. Tekrar yerine koydu. Bundan sonra beyaz renkte Burak adında bir hayvana bindirildim. Bu hayvan her adımını, gözün görebildiği en son noktaya atıyordu. Bir anda Mescid-i Aksa’ya geldik. Cebrail, Burak’ı, bütün peygamberlerin hayvanlarını bağladıkları bir halkaya bağladı. Mescitte diğer peygamberlerin ruhları toplandı.Bize selam verdiler. Ben de selamlarına karşılık verdim. Cebrail bana. Öne geç ve nebilere iki rekat namaz kıldır” dedi. Ben de imam olup namaz kıldırdım. Cebrail bana biri süt , biri şarap dolu iki kap getirdi. Ben sütü içince “Yaratılışına uygun olanı seçtin “ dedi.”

 

Bundan sonra bir mi’raç (merdiven) getirildi, ki ben ondan güzel bir şey görmedim. O mi’raç, ölülerinizin, ölürken gözlerini diktikleri şeydir. Ölülerin ruhları da bu merdivenden yukarı çıkar. Cebrail beni bu merdivenden Hafaza kapısına kadar çıkardı. Yeni dünya semasına kadar bir anda geldik. Burada Cebrail semanın açılmasını istedi ve orada şöyle bir konuşma geçti. İçerden soruldu:

 

  • Sen kimsin?

  • Ben Cebrailim.

  • Yanındaki kim?

  • Muhammed.

  • Yaa! O, Resul olarak gönderildi mi?

  • Evet.

 

Hemen kapıyı açtılar ve beni selamladılar. Bir de ne göreyim, semayı muhafaza eden İsmail isminde görevli büyük bir melek, yanında yetmiş bin melek ve o meleklerin her birinin yanında da yüzbin melek var.

 

1NCİ SEMA

Buradan ayrılınca bünyesi yaradılışından beri hiç değişmemiş bir adamın yanına geldim. Kendisine zürriyetinin ruhları arz edilince mümin ruhu, ‘Ne güzel, ne hoştur. Bunun kitabını İlliyyin’de kılın’ diyor; kafir ruhu ise,’Ne kötü ruh, ne fena rayiha. ‘Bunun kitabını Siccil’de kılın’ diyor. ‘Ya Cebrail, bu kimdir?’ diye sorduğumda ‘Baban Hz. Adem’dir’ diye yanıt verdi. O, bana selam verdi ve beni ‘Hoş geldin ey salih nebi, ey salih evlat’ diye karşıladı.

 

Burada bana Cehennem gösterildi. Orada çeşitli şekillerde azap gören kavimler gördüm. Dudakları deve kulağı gibi bir kavim gördüm ki başlarına bir takım memurlar konmuş dudaklarını kesiyorlar. Bunların kim olduklarını sorunca Cebrail kul hakkı  yiyenler olduklarını söyledi. Yine orada pislik yiyen zinakârlar, kendi etlerini yiyen gıybetçiler, yerlerde çiğnenen faizciler, başaşağı ayaklarından asılmış zina eden ve çocuklarını öldüren kadınlar gördüm.

 

2NCİ SEMA

Sonra “İkinci Semaya Çıktık”. Orada Hz. Yûsuf (as) ile buluştuk. Yüzü ayın on dördü gibiydi.Yanında ümmetinden kendine tabi olanlar da vardı. Onlarla da selamlaştık.

 

3NCÜ, 4NCÜ, 5NCİ, 6NCI SEMA

Peygamber Efendimiz, 3ncü Semada iki teyzezade Hz. Yahya ve Hz. İsa (as), 4ncü Semada Hz. İdris (as), 5nci Semada Hz. Harun (as) ve 6ncı Semada Hz. Musa (as) ile görüştü. Onların da hepsi “Hoş Geldin Ey Salih Kardeş, Salih Nebi.” Dediler.

 

7NCİ SEMA

Daha sonra yedinci semaya geçtik. Orada Hz. İbrahim (as) ile buluştum. Sırtını Beytü’l Mamur’a dayamış beni selamladı.’Hoş Geldin Ey Salih Nebi’ Hoş Geldin Ey Salih Evlat’ dedi.

 

Burada bana denildi ki :”İŞTE SENİN VE ÜMMETİNİN MEKANI. ‘Sonra Beytü’l-Mamur’a girdim, içinde namaz kıldım. Bu beyti hergün 70.000 melek tavaf eder ve bir daha kıyamete kadar tavaf için onlara sıra gelmez.

 

Peygamber Efendimiz, burayı anlatırken şu ayet-i okudular.” Rabbinin askerlerinin sayısını ancak Rabbin bilir.” (Müddesir, 31)

 

Peygamberimiz 7nci Semada gördüklerini anlatmaya devam ediyor:

 

Burayı gezerken bir ağaç gördüm, ki yaprağı bir ümmeti bürür. Ağacın kökünden bir memba akıyor ve ikiye ayrılıyordu. Cebrail’e bunu sorduğumda dedi ki:’ Şu rahmet nehri, şu da Allah (c.c)’ın sana verdiği Kevser Havzı’dır.’ Rahmet nehrinde yıkandım. Geçmiş ve gelecekteki günahlarım affedildi. Sonra, Kevser yolunu tutarak Cennet’e girdim. Orada gözün görmediği, kulağın işitmediği, insanoğlunun hayal edemediği ve hatırına gelmeyecek şeyler gördüm.

 

Bundan sonra Sidretü’l Münteha’ya kadar çıktık. Sidre’den yükselince Cebrail durakladı ve ‘Ya Muhammed yemin ederim ki, ben buradan bir karış ileri geçsem yanarım. Benim buradan ileriye geçmeye takatim yoktur’ dedi.”

 

Kaza ve Kaderi Yazan Kalemlerin Çıkardıkları Sesleri Duydum.”

 

Resul-ü Ekrem, lahut aleminin bu en yüksek yerinde Refret denilen bir vasıta ile Allah’ın dilediği yere geldi. Peygamberimiz şöyle buyururlar :

 

Sidre’den sonra öyle bir yere yükseldim ki kaza ve kaderi yazan kalemlerin çıkardıkları sesleri duydum.”

 

Yaklaş Ey Muhammed!”

 

Arş’ın altına geldiğimde, Arş’ın üstüne baktım; ne zaman var ne mekan, ne de cihet. Rabbimin şu lâhuti sesini işittim: ‘Yaklaş Ey Muhammed!’ Ben de Kâb-ı Kavseyn miktarı yaklaştım. Rabbimin ilhamı ile şunları okudum:

 

Ettihiyyâtü lillâhi, vessalâvatü, vettayyibatü.’ (En güzel tahiyye Allah’a özgüdür. Bedeni ve malî ibadetleri ona layık ve özgüdür.)

 

Bunun üzerine Allah (c.c.) şu mukabelede bulundu:

 

 

Esseâmü aleyke eyyühe’n-nebiyyü ve rahmetullâhi ve berekâtühü.’ (Ey Nebi, selâm sana olsun. Allah’ın rahmeti ve bereketi de sana olsun.)

 

Ben tekrar ‘Eselâmü aleynâ ve âlâ ibadillâhi’s-salihin. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve rasüluhü.’ ( Selam bizim ve Allah’ın salih kullarının üzerine olsun. Ben şehadet ederim ki, Allah birdir. O’ndan başka ilah yoktur. Yine şehadet ederim ki Muhammed, Allah’ın kulu ve elçisidir.) dedim.

 

Resûlüllah Efendimiz, Rabbinden birçok vahiyler alarak, aynı yollardan geri döndü. Hz. Musa’nın yanına gelince, Hz. Musa “Allah sana neler emretti?” diye sordu. Peygamberimiz de elli vakit namazla emr olunduğunu söyledi Hz. Musa, “Ya Resûlüllah, elli vakit namaz çoktur. Bu, senin ümmetine ağır gelir, yapamazlar. Rabbine iltica et de hafifletsin.” Dedi. Bunun üzerine Hz. Muhammed (sav) tekrar geri dönüp Allah’tan namazın hafifletilmesini istedi. Allah önce on vakte indirdi. Peygamberimiz Hz. Musa’nın yanına gelip durumu bildirince Hz. Musa, bunun da çok olacağını söyledi.

Bu minval üzere peygamberimiz bir kaç kez geri dönerek, Rabbine iltica etti. Böylece namaz beş vakte kadar indirildi.

 

 

 

 

 

Sizde Görüşlerinizi Bildirin

Yorumlar

Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı !