KİRLİ DERNEKLER-KİRLİ VAKIFLAR-KİRLİ DÜNYA 4.12.2018 1885 Kez Okundu

Türkiye’de  14.500 Dernek ve 11 Milyon Dernek Üyesi Var

Türkiye´´deki Faal Derneklerin % 20’si ise Sadece İstanbul´da Faaliyet Yürütüyor İsimlerine Baktığımızda Oldukça Entelektüel Görünüyorlar “Ötücü Uçucu Kuş Sevenler Derneği, Deve ve Deve Güreşlerini Sevenler Derneği, Özdeveciler ve Deve Güreşini Sevenler Derneği, Kuşçular ve Kuş Severler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Tayland-Hint-Brezilya-Japon Horozunu Koruma ve Yaşatma Derneği, Yorkshire Irkı Kanarya Sevenler ve Yetiştirenler Derneği, Saunayı Sevenler Derneği, Mevlana’yı ve Yunus Emre’yi Sevenler ve Yaşatanlar Derneği, Volvo Mağdurları Derneği, Havutlu Mahallesi Cenazeleri Kaldırma Yardımlaşma ve Kültür Derneği, Aydınlıkevler Dolmuş Durağı Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği, Evlilik Dışı Çocuklar Derneği, At Arabacılar Yardımlaşma Derneği, Yıkımcılar ve Enkazcılar Derneği, Halkımızı Bilinçlendirme Derneği, Mazda Araç Sahipleri Derneği, Dullar Sosyal Kültürel Dayanışma Derneği, Orman Avukatları Dayanışma Derneği, Türk Dili Konuşan Deribilimciler Derneği.

Wikileaks ve Panama belgelerinin açık edilmesiyle ortaya çıkan yoksuzluk skandalları ( vergi kaçırma, “vergi cennetleri”, kara para aklama, servet kaçırma, kaçakçılık, kamu kaynaklarının yağmalanması vb.) kapitalist çürümenin ne boyutlara ulaştığı hakkında bir fikir veriyor. İnsan beynini zorlayan yolsuzluklara tanık oluyoruz. Bu durum bir takdir-i ilahinin eseri olmadığına göre bu dünyayı yöneten siyasi elitlerle sermaye odaklarının ortak “eseri değil de nedir ?

Aydınlık Gazetesinden Mustafa Pamukoğlu Yolsuzluğu “Yolsuzluk hak etmeyenlerin haksız biçimde hak sahiplerine ait mevcut ve muhtemel kazançlardan önemli bir payı örtülü biçimde kendilerine almalarıdır”  şeklinde tanımlamış ve vakıf ve derneklere yüklenmiş :

“Bağışlar vakıflara yapıldığında vakıflara vergi doğmaz. Bağış yapanlar da zaten vergi dışı bıraktıkları gelirlerle bu bağışları yaptığından neticede millete bir vergi kaynağı yaratılmamış olur. Vakıf ve derneklere vergi muafiyeti sağlandığından resmi bağış yapanlar da belli tutarlarda bu bağışlarını kazançlarından indirirler yani vergiye tabi tutmazlar.” demiş.

Derneklerde kolluk kuvvetinin arama yetkisi yoktur! Mahkeme kararı olmadan dernekler aranamaz şeklindeki hüküm iledir ki derneklerde kumar oynatılması oldukça yaygındır. Derneklere polisin girmesi sadece kesin ihbar varsa ve suçüstü yapılmak suretiyle uygulanabilmektedir. Yasal denetimler ise en az 24saat önce derneklere bildirilir.´´

Birgün Gazetesinden Fikret Başkaya konuyu biraz daha derinlemesine sorgulamış:

“Türkiye’de bir zamanlar ‘Çevre Bakanlığı’ yoktu. Çevre tahribatının bir sorun haline geldiği ‘anlaşılınca’ bir bakanlık kuruldu. Amaç doğal çevreyi korumaktı! O bakanlık kurulduktan sonra nerdeyse yağmalanmamış, talan edilmemiş, gasp edilmemiş bir şey bırakmadılar..

Bütün bu skandalların gerisinde dev şirketlerin yöneticileri, CEO’ları, büyük finans kurumları, bankalar, spor kulüplerinin yöneticileri, zengin ünlüler, milyarderler, bakanlar, başbakanlar, devlet başkanları, krallar, siyaset elitleri vb. var.

Ülkenin kaynaklarını sömürü, yağma ve talana sonuna kadar açacaksın. Her türlü değer ölçüsünü, nirengi noktasını yok edeceksin, sonra da yolsuzlukla mücadeleden söz edeceksin... Artık şimdilerde zengin olmak için bir şey üretmek gerekmiyor. Bir şey üretmeden de zenginliğe el koymak, sosyal emek tarafından üretileni yağmalamak, talan etmek mümkün.Lenin´in bundan 100 yıl önce söylediği, şimdilerde çok daha gerçek. [İllegal finansallaşma üretim süreci olmadan rant elde edebilecek bir sınıf ve bu rantla hiçbir emek sarf etmeden geçinen küresel bir  oligarşi türetebilir].

Bir “helâl” furyası almış başını gidiyor... İşte helâl su, helâl et, helâl süt, helâl tatil... velhasıl her kelimenin önüne helâl niteleme sıfatı ekleniyor... Neden? Eskiden su helâl değil miydi? Ya da helâl etiketi yapıştırılmayan suyu içenler günaha mı girmiş oluyor? Aslında bu algı operasyonu açgözlü kapitalistler tarafından pazar kapma yarışında dinin araç olarak kullanılmasıdır... Tam bir utanmazlık ve sahtekârlıktır..."

Mustafa Pamukoğlu ve Fikret Başkaya´ya yukarıdaki tespitlerinden dolayı teşekkürü bir boç biliriz


Yararlanılan Kaynaklar:

Mustafa Pamukoğlu “Dernekler ve vakıflarda yapılan yolsuzluklar” https://www.aydinlik.com.tr/dernekler-ve-vakiflarda-yapilan-yolsuzluklar

Fikret Başkaya “Asıl kirli olan kapitalizmdir!” https://www.birgun.net/haber-detay/asil-kirli-olan-kapitalizmdir-119424.html

 

Sizde Görüşlerinizi Bildirin

Yorumlar

Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı !