Olmekler - Mezoamerika 25.4.2020 131 Kez Okundu

Olmekler - Mezoamerika
Tekin GÜLTEKİN
Tekin GÜLTEKİN

 

Mezoamerika (Meksika ve Orta Amerika)  kültürünün “anası” Olmekler, kendilerinden sonraki tüm diğer Veracruz, Maya, Toltek, Aztek gibi kültürleri derinden etkilenmişlerdir. MÖ 13. yüzyıldan itibaren bütün Meksika üzerinde özellikle Meksika’nın Körfez kıyıları arasında yaşamış olan ve 12 yüzyıl sonra MÖ 1. yüzyılda anlaşılamayan bir sebeple yok olmuş bir medenivettir. Olmek uygarlığı MÖ 8. yy ve MÖ 5 yy arasında en parlak dönemini yaşarken, La Venta Meksika´daki en büyük dini merkeziydi. Mimari yapısı Kolomb öncesi Meksika´nın merasim şehrinin planını göstermesi bakımından dikkate değerdir.   

 

Danimarka asıllı Amerikan kâşif Frans Blom ile antropolog ve etnolog Oliver La Farge, 1926’da Maya harabelerini aramak üzere Meksika’nın Tabasco eyaletinde  çevresinde Maya Uygarlığının kalıntılarını araştırıyorlar, antik Maya uygarlığının doğu sınırlarını belirlemeyi umuyorlardı. Buldukları taşlar kendi ifadeleriyle belli belirsiz “Mayamsı”ydı fakat bilinen Mezoamerika kültürlerinin sanat ölçütlerinin hiçbirine uymamaktaydı. Aslında, Mayalardan yüzyıllarca öncesinde kurulmuş olan Mezoamerika’nın Olmek uygarlığının kalıntılarıyla karşılaşmışlardı. İkilinin keşfe çıktığı çalılık ve bataklık arazideki yüksek zeminli ada üzerinde Laguna de Los Cerros, San Lorenzo, Tres Zapotes, heveas diye bilinen kauçuk ağacı ormanları ile tamamıyla çevrilmiş olan La Venta olarak bilinen Olmek kentinin kurulduğu yerdi.

Aslında Meksika Körfezi, bazı erken uygarlıklar için olumsuz bir arazi parçasını oluşturmaktadır. Alçak rakımlı bataklık arazi, tropik ormanlar ve geniş bir akarsu ağı ile yoğun bir şekilde kaplanmıştır. Buradaki lagünlerde yükselen ufak adacıklar üzerinde Olmekler dövülmüş çamurdan yaptıkları binalarla Orta Amerika medeniyetinin ilk eserlerini oluşturdular.

 

La Venta’da arkeologların yürüttüğü sonraki araştırmalar, antik yerleşmenin kabaca 200 hektarlık alanda yaklaşık 1.000’i bulan küçük yerleşik nüfusla bir Kraliyet/Ayin Kenti olduğunu ortaya koydu. Bu sakinler çok daha geniş bir toplumun seçkin tabakasıydı; onlara güç, otorite ve zenginlik kazandıran ise çevredeki hinterlantta oturan çiftçi, balıkçı ve zanaatkâr ahalinin desteğiydi.

 

Olmekler hakkında bildiklerimizin çoğu, taşlarla ürettikleri eserlerden ileri gelmektedir. Olmekler, bu konuda oldukça yetenekli birer sanatçı ve heykeltıraşlardır. Dini merasimler için tasarlanmış olduğu sanılan bu yapılarla çevrili olan bölgede oyma süslü büyük taş bloklar, zengin süslere sahip taş sunaklar (çok büyük dikdörtgen tahtlar) ve en çok dikkati çeken, belki de Olmek sanatının en çarpıcı örnekleri olan bazalttan yapılmış büyük büstler, insan figürleri, insan ve hayvan formunda başka birçok heykeller bulunmuştur. Bazıları tonlarca olmak üzere, 100’den fazla anıtın oyulmasında kullanılan taşların çok uzak yerlerden büyük işgücü tahsisiyle getirildiği düşünülmektedir. En yakın taşocağı 130 kilometreden daha uzaktı. Olmek kültürü konusunda daha sonra yapılan araştırmalar aralarında 17 dev başın da bulunduğu yüzlerce taş heykeli ortaya çıkarmıştır. Çağdaş bilim adamlarının çoğu bu olağanüstü taş büstlerin, yaşayan ya da ölmüş Olmek hükümdarlarına ait olduklarını kabul etmektedir. Olmeklerden günümüze kalan belki en dikkat çekici şeyler, alışılmadık yüzleri Görünüşleri tuhaf bir donukluğa sahip olan taştan yontulmuş 2,5 metreden daha yüksek devasa kafalar, Amerika uygarlığında bilinmeyen abartılı kalın, ağır ve uçları aşağı doğru kıvrılmış olan dudakları, kısık gözleri ve enli, kısa burunları ile antropologları şaşırtan alışılmamış bir yüz tipine sahiptirler ve her yönden görülmek üzere tasarlanmışlardır ve ağırlıkları 40-50 ton arasındadır.

 Mücevherlerin ve heykelciklerin yapımında kullanılan yeşimin, deniz kabuklarının ve diğer egzotik malzemelerin Sierra de las Minas, Guatemala, Orta Meksika ve Pasifik kıyısı gibi uzak yerlerden getirilmiş olması, La Venta merkezli yaygın ticaret ağına işaret etmektedir. Ayrıca kültürlerini yaşadıkları bölge Meksika Körfezi kıyılarından Büyük Okyanus’a, güneydeki Peru ve Kosta Rika gibi çok uzak bölgelere kadar yayarak medeniyetlerinin en parlak dönemine eriştikleri anlaşılmaktadır.

Eski Mezoamerika’nın en eski uygarlıklarının yaratıcıları Olmekler’in Amerika kıtasına Kuzeydoğu Asya’dan gelen Paleo-Kızılderililer’in soyundan olan Amerikan yerlileri olduklarını göstermektedir. Ayrıca Afrikalıların Kristof KoIomb’dan önce Amerika’ya geldiklerini ve Olmeklerin Afrika’dan geldiklerini savunanlar da bulunmakla birlikte Arkeologlar Olmek ülkesinde ya da Amerika kıtasının bir başka yerinde Afrika’ya ait tek bir alet, bitki ya da hayvan kalıntısı, insan iskeleti, bir dil unsuru ya da herhangi bir somut kanıt bulamamışlardır.
 
Olmekler’de Tanrılarıyla konuşmak, günlük yaşantılarının önemli bir parçasını oluşturuyordu. Arkeolog Peter Joralemon, Antik Olmek kültürüne ait sekiz tanrı/tanrıça veya en azından bir çeşit doğaüstü güç denebilecek- tespit etmiştir. Bu kudretli varlıklar: (1) Olmek Ejderhası, (2) Kuş Canavarı, (3) Balık Canavarı, (4) Gözü Bantlı Tanrı, (5) Su Tanrısı, (6) Mısır Tanrısı, (7) Jaguar-Tanrı, (7) Tüylü Yılan. Yaşadıkları bölgede Olmek tapınağı olarak nitelendirilecek herhangi bir yapı tespit edilmese bile dini kompleks olduğu düşünülen arkeolojik alanlar bulunmaktadır.

 

 

 

 

 

Kaynaklar
        (1)     Kainatın sırları-Milliyet Yayınları- Henri Stierlin “Amerikanın İlk Sanatçıları Olmekler
         J.J.NORWİCH, Antik Dünyayı Şekillendiren Kentler
        (4)     Yazar: Christopher Minster-Çeviri: Rabia Elif Özcan
 (5)   Derleyen T.Gültekin, Araştırmacı Yazar
        (6)     https://hasanfirat.com/olmekler/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sizde Görüşlerinizi Bildirin

Yorumlar

Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı !