Sümer Uygarlığını Osmanlıdan Çaldılar 26.3.2019 18913 Kez Okundu

 

 

Fransız Konsolos ve Arkeolog Paul-Émile Botta 1842´de Musul´a konsolos olarak atandı. Kayıp Asur kentlerini bulmak için Musul´un karşısında, Dicle´nin doğu kıyısındaki Koyuncuk´ta kazılara başladı daha sonra yakın Horsâbad´da başka bir tepeyi kazdırdı.

Burada erkek yüzlü, kanatlı büyük boğalar, kabartma heykelleri ve çiviyazısı yazıtlarıyla Şarrukin´in büyük sarayının kalıntılarını ortaya çıkardı. Yanlış bir inançla Ninive´yi bulduğunu Paris´e bildirerek, sonraki kazılar için hükümetten mali destek sağladı.

Bazıları toprak üzerine çıkarıldıktan kısa süre sonra dağılan kalıntıların çizimlerini yerinde yapması için E. N. Flandin, Botta´nın yanına gönderildi. Osmanlılar´ın rızasıyla Paris´e yollanan eski yapılarla dolu bir gemi yolda battı, ama öteki yapıtlar Paris´e ve Louvre Müzesi’ne ulaştırıldı.

Botta’nın yerine gelen kazıbilim meraklısı Place, bu kazıları ilerletti; Sargon’un M.Ö. sekizinci yüzyıl’da yapılmış sarayı bulundu. Taşınabilir eserler Louvre Müzesine taşındı.

 

1846’da Genç İngiliz Bilgini Layard 1845-1847 ve 1849-1851 yılları arası Koyuncuk Tepesinde arkeolojik kazılar yaptı ve yüzyıllarca kumlar altında unutulmuş uyuyan Ninova’yı, görkemli sarayları ve Asur-Banapal’ın ünlü bitikliğini (M.Ö.700) ortaya çıkardı. Arkeolojik araştırmaları sonucunda bulduğu antik kalıntıları British Musuem’a taşıdı. Bu araştırmalarını anlatan ilk kitabı Nineveh and Its Remains adıyla 1849’da yayınladıktan sonra Oxford’dan fahri doktora payesi almıştır. Devam ettirdiği çalışmaları sonucunda ikinci kitabı Nineveh and Babylonia’yı (1853) çıkarmıştır.  

 

Fransa’nın Basra Konsolosu olan De Sarzec de aşağı Irak bölgesinde Tello kazısıyla (1887), heykeltıraşlık işçiliğinin en güzel örneklerini buldu. Bunlar da Louvre müzesine taşındı.  

 

 

Çivi yazısının okunmasına ilişkin araştırmalar 1600’lı yıllarda başlamıştı. Ancak tam olarak bunu başaran ASURBİLİM KURUCULARINDAN RAWLINSON BEHİSTAN’DA BİR KAYA ÜZERİNDE BULDUĞU 3 DİL ÜZERİNE YAZILMIŞ YAZI’DA SÜMERCE OLAN YAZIYI ÖTEKİ DİLLERİN YARDIMIYLA OKUDU (1851).

 

1851’de Londra’da, Krallık Asya Kurumu çivi yazısıyla yazılmış ve henüz okunmamış yazılardan bir kaçı birbirinden ayrı ayrı  bir çok dilbilimci/filoloğa gönderdi ve onlardan, 25 Mayıs 1851’e kadar bu yazıları İngilizce’ye çevirerek göndermelerini istedi. Belirlenen günde Rawlinson, Fok, Tabot, Oppert tarafından gönderilen kapalı yazılar bir Kurul önünde açıldığında çevirilerin birbirine uygun olduğu görüldü.

Fransız Arkeolog André Parrot “Bu harika rastlantıyı kutladığımız gece, odama vardığımda heyecandan başım dönüyordu” diyor. Parrot ve ekibi Ocak 1934’te Tel Hariri’de yer altından bir heykel çıkardı. Burası Suriye’de, Fırat ırmağının kıyısında bulunan küçük Abu Kemal kentinin yakınlarında bir yerdir.

 

Heykelin üzerinde “MARİ KRALI LAMGİ-MARİ, TANRI ENLİL’İN BAŞKÂHİNİ” yazıyordu. Parrot ve ekibi bu keşif karşısında çok heyecanlandılar. Mari kenti sonunda bulunmuştu!

 

 

Mari kentinin varlığı antik metinlerden biliniyordu, ancak tam olarak nerede olduğu uzun zamandır bir sırdı. Sümer yazıcılarına göre, bir zamanlar Mari tüm Mezopotamya’ya hâkim olan bir hanedanın yönetim merkeziydi. Fırat ırmağının kıyısına kurulan şehir, Basra Körfezi’ni Asur, Mezopotamya, Anadolu ve Akdeniz sahillerine bağlayan ticaret yollarının kesiştiği stratejik bir noktadaydı. Ahşap, metal ve taş gibi Mezopotamya’da nadir bulunan malzemeler, Mari üzerinden naklediliyordu. Bu mallar için alınan vergiler şehri oldukça zenginleştirdi ve bölgeye egemen olmasını sağladı. Bu egemenlik, Akad kralı Sargon’un Suriye’yi fethetmesiyle sona erdi.

 

Sargon’un fethinden sonraki 300 yıl boyunca Mari kenti birçok askeri idareci tarafından yönetildi. Bu yönetimler sırasında kent bir ölçüde yeniden zenginliğe kavuştu. Ancak, son hükümdarı Zimri Lim’in yönetimi sırasında gücünü kaybetmeye başladı. Zimri-Lim, imparatorluğunu birçok fetih, siyasi antlaşmalar ve evlilik antlaşmaları yoluyla güçlendirmeye çalıştı.

 

Ancak MÖ 1760’ta Babil Kralı Hammurabi, kenti fethedip harap ederek, Parrot’un “antik dünyanın en gelişmiş uygarlıklarından biri” diye tanımladığı uygarlığa son verdi.

 

Hammurabi’nin ordusu Mari kentini yerle bir ederken, farkında olmadan çağdaş arkeolog ve tarihçilere büyük bir yardımda bulundu. Kerpiç duvarları yıkarken, belirli yapıları bazı yerlerde yaklaşık 5 metre derine gömerek zamanın bozucu etkisine karşı korumuş oldular. Arkeologlar eski uygarlıklara ışık tutan binlerce sanat eseri ve yazıtın yanı sıra tapınak ve saray kalıntıları da buldular.

 

Parrot ve ekibi, Akad dilinde yazılmış 20.000 kadar çivi yazısı tablet buldu. TABLETLER ARASINDA, MEKTUPLARIN YANI SIRA YÖNETİM VE EKONOMİYLE İLGİLİ METİNLER DE VARDI. Bu arşivlerin sadece üçte biri basıldı, buna rağmen basılan cilt sayısı 28’i buldu. Mari Arkeoloji Misyonu başkanı Jean-Claude Margueron “Mari arşivlerinin keşfedilmesinden önce, Mezopotamya ve Suriye’nin MÖ 2000’li yılların başlarındaki tarihini, kurumlarını ve günlük yaşamını hemen hemen hiç bilmiyorduk” dedi. “Çivi yazıları sayesinde tarihteki yanlışlar düzeltilebildi, hatta bunlara yeni bilgiler eklendi.” Parrot arşivlerin, “orada bahsedilen insanlarla Yeni Ahit’te atalar hakkında anlatılanlar arasındaki şaşırtıcı benzerlikleri ortaya koyduğunu” belirtiyor.

 

Mari’de bulunan tabletler Mukaddes Kitabın bazı bölümlerine de ışık tutar. Örneğin tabletler, düşmanın haremine el koymanın “o zamanlar yönetime karşı bir tavrın temel göstergelerinden biri” olduğunu ortaya koyuyor. Yani hain danışman Ahitofel’in, Kral Davud’un oğlu Abşalom’a babasının cariyeleriyle ilişkide bulunmasını öğütlemesi yeni bir şey değildi (2. Samuel 16:21, 22).

 

Tel Hariri’de 1933’ten beri 41 kazı yapılmasına rağmen, 110 hektarlık Mari kentinin şimdiye kadar sadece 8 hektarlık kısmı incelendi. Çölün antik kraliçesi Mari’de büyük ihtimalle daha birçok ilginç keşif yapılacak.

 

Kaynaklar

(1)       C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 12, Sayı 1, 2011

(2)       Dr. Arın Engin - Eti (Hitit) tarihi – Kültür Yayınları

(3)       https://wol.jw.org/tr/wol/d/r22/lp-tk/2005364

(4)       https://worldarkeoloji.blogspot.com/2016/02/asur-uygarlg.html    

 

Sizde Görüşlerinizi Bildirin

Yorumlar

Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı !