Tanrılarına Küsen ve Meksika´yı Terkeden Mayalar 30.4.2019 3984 Kez Okundu

Tanrılarına Küsen ve Meksika´yı Terkeden Mayalar
Orhan Veli Kanık
Orhan Veli Kanık

 

Mayalar yaşadıkları bölgeyi anıtmezarlar, görkemli tapınaklar ve gözlemevleriyle süslemiştir. Mayalar, gezegenimizin hiçten bir uygarlık kuran, geçmişi pek çok bilinmeyenle dolu, astronomi üzerine geniş bilgiye sahip gizemli ırklarından biridir.  M.S. 300’lü yıllarda Orta Amerika’da imparatorluklarını kurmuş olan Mayaların uygarlığı MS 600’lü yıllarda doruğa ulaşmıştı. Maya şehirleri Meksika’nın Yucatan yarımadası, Belize ve Guatemala’da yoğunlaşmıştı. Arkeologlar buralarda binlerce yerleşim yeri buldu. Piramit ve tapınaklarını gezegenlerin konumuna, matematik ve astronomi bilgilerine dayanarak inşa ettiler. Yazı yazmak içinse Maya hiyeroglifleri olarak da bilinen Mezoamerika alfabesini kullanıyorlardı. Maya Uygarlığı, çağının çok üstünde bir ´yazım´ kültürüne sahipti. Grameri oldukça gelişmiş bir yazım dili kullanan uygarlık, neredeyse her şeyi taş tabletlere ve duvarlara not ederdi. İspanyol işgali esnasında, ne yazık ki bu tabletlerin ve duvarların çok büyük bölümü kayboldu veya deforme olarak okunamaz hale geldi. Maya İmparatorluğu´nun son kalıntıları da Amerika´nın keşfinden sonra İspanyollar tarafından yakıldığı ve Mayalar tarafından yönetilen son kentin de 1600´lü yıllarda İspanyol yönetimine teslim olduğu tahmin edilmektedir. Ancak zaten bilindiği üzere  İspanyollar gelmeden çok uzun zaman önce bu uygarlık çökmüştü. 

 

Yüzyıllar boyunca devam eden refah ve hakimiyetin ardından Mayalar MS. 600. yy´dan itibaren görkemli şehirlerini terk etmeye başladı. 200 yıl içinde, ufak tefek kalıntıların dışında bu medeniyet bugün dahi hala bilinemeyen bir sebepten ötürü sanki çöküş sürecine girmişti. Meksika ve Guatemala´nın bazı bölgelerinde halâ Mayaca konuşuluyor, bazı kültürel alışkanlıklar devam ettiriliyor. Meksika´ya bağlı Yucatan Yarımadası´nda 7 milyona yakın Maya´nın yaşadığı tahmin ediliyor.

 

133 yıl önce, John L. Stephens ve Frederic Catherwood, ilk keşiflerini Honduras’ta Kopan Köyünün yakınlarında, büyük zorluklarla yaptılar. İki yıl sonra yeni bir keşifte bulunarak bunun hakkında bir kitap yayınladılar. Bu kitap dünyada büyük yankılar yaptı, çünkü Amerika’da o güne kadar bilinmeyen fakat geçmişte Meksika´nın güneydoğusundan, Honduras, El Salvador ve Guatemala´ya kadar uzanan Mezoamerika bölgesinde hüküm sürmüş  bir uygarlık keşfedilmişti. Ve bu keşfin belki de en önemli yanı, Mayaların İspanyol istilasından önceki zamanlarda akıllara durgunluk verecek bir seviyeye erişmiş olmasıydı.

 

Mayalar’ın kendi çağlarında yapmış oldukları gözlemevleri vardı. Mayaların astronomi alanındaki başarılarını ve bilgilerini ispatlayan en ünlü örnek Maya Takvimidir. Bu takvim Dünya ve Venüs’le ilgilidir. Maya rahipleri ince ve kusursuz hesaplara dayanan bu takvim sayesinde Venüs gezegenindeki bir yıllık süreyi ve Dünyamızdaki yıl için vardıkları gün sayısı ise 365,2420 idi. Bu gün kabul edilen gün sayısı 365,2422’dir. Maya astronomlarının bir çalışması da ay takvimini çıkarmış olmalarıydı.

 

Maya cerrahları “Trefinasyon” adı verilen beyin ameliyatı yapıyorlardı. “Trefinasyon” kafatasında belirli bir yerde dört köşe veya yuvarlak bir kapak açılması, beyin üzerinde gereken operasyonun yapılmasından sonra yeniden kapatılmasından ibaretti. Kafatasının özellikle tepe kısmında ağrı duymayan bir bölge bulunduğundan birkaç saat kadar süren ameliyat sırasında kişiye herhangi bir uyuşturucu madde vermeye bile gerek kalmıyordu.

 

Sıfırı ilk defa hesaplarında sık sık kullanan yine Mayalar’dır. Bazı hesapları 64 milyonu, bazıları da 400 milyonu kapsıyor ve bütün bu hesaplar Venüs yılını, Dünya yılını hatta Ay yılını ve TZOLKİN diye adlandırılan 20 şer günlük 13 ayı olan Kutsal Yılı ölçmek için kullanılıyordu.

 

Mayalar zamanı devirlere ayırmışlardı;-

      (a)     7200 günlük,

      (b)   144,000 günlük

      (c)    23.040.000.000 günlük devirler vb

 

Rakamlar Maya toplumu için bilimsel bir önem taşıyordu. Gezegen hesaplarından tapınakların inşasına kadar takvim her şeyin ölçüsüydü. Tapınakların inşası, yapılacağı yerin seçimi, binanın yüksekliği takvimin incelenmesinden elde edilen sonuçlara göre, belirli bir tarihte ve yerde yapılıyordu.

 

Bu astronomik takvim Maya uygarlığının sosyal, kültürel ve dinsel yaşantısını yönetiyordu. Astronomi ise temel bir ölçü olmuştu. Ama neden Maya toplumuyla uzay arasında böyle bir bağlantı vardı?

 

Tekrarlanan sembol gökyüzünden uçarak gelen, insanlara bilgi ve barış getiren, görev süresi sona erdiğinde ise yeniden geri döneceğini vaat ederek, uçan gemisiyle göklerde uzaklaşıp kaybolan Tanrı motifidir.

 

Meksika yerlileri Toltekler ve Mayaların benzer türdeki bir başka Tanrısı da Uçan Yılan KUKULKAN ya da KUETZALKOLT idi Efsaneye göre Kukulkan 19 arkadaşı ile birlikte Yucatan’a gelmiş, burada on yıl yaşamıştı. İnsanlara uygarlık ve iyiliğe götüren yasalar bıraktıktan sonra güneşe doğru uçup gitmişti.

 

Yukarıdaki genel bilgiler ışığında Maya Uygarlığı konusunda diğer araştırma ve bulguları aşağıda sunuyoruz; böylece biraz daha ayrıntılı bilgiye sahip olabileceğiz ve karşılaştırma yaparak analizlerimizi güçlendirebileceğiz. 

 

 

Tanrıların Arabaları Kitabının Yazarı Erich von Däniken’in

Maya Uygarlığı ile İlgili İlginç Tespitleri

 

Mexico City´nin 30 mil kuzeyindeki Teotihuacan Piramidi ek binalarıyla birlikte 12 kilometrekarelik bir alanı kaplar. Bütün binalar yıldızlara göre sıralanmıştır. TEOTİHUACAN´DAN SÖZ EDEN EN ESKİ KİTAPLAR, TANRILARIN BURADA TOPLANDIKLARINI VE İNSANLIK HAKKINDA, DAHA “HOMO SAPİENS” ORTAYA ÇIKMADAN KARAR ALDIKLARINI ANLATIR.

 

Mayalar, piramitleri ihtiyaçları olduğu için yapmamışlardı; tapınakları ihtiyaçları olduğu için kurmamışlardı. Bütün bu görkemli binalar, takvim her elli iki yılda, belirli sayıda basamaklar yapılmasını emrettiği için yapılmışlardı. Yani her taş, takvimle bağlantılıydı ve bitirilen her bina belirli astronomik gereklere kesinlikle uyuyordu.

 

Ancak M.S. 600 yıllarında tam anlamıyla akıl almaz bir şey oldu! Ansızın ve gözle görülür bir nedene dayanmaksızın bu insanlar büyük güç ve sabırla yaptıkları şehirleri, zengin tapınakları, birer sanat eseri olan piramitleri, heykellerle çevrili alanları ve çok geniş stadyumları terk ederek gittiler. Binalar, caddeler ve bütün taş işleri ormana karışarak yıkıntı haline geldi, Hiçbir yerli bir daha o bölgeye dönmedi.

 

Bu çok büyük ulusal göçün eski Mısır da olduğunu düşünelim. Kuşaklar boyu tapınaklar, piramitler, şehirler, su kanalları ve yollar yapan, bu yüksek binaları süslemek için ilkel araçlarıyla taşları kazıyan halk, binlerce yıl süren bu görevleri bitince, her şeylerini bırakıp çorak kuzeye göç etmiş olsunlar. Böyle bir tutum, yakından tanıdığımız tarihsel olaylar incelenince hemen anlamsızlaşır, çünkü gülünçtür. Zaten bir tutum ne kadar anlaşılmaz durumdaysa, onu açıklamaya çalışan düşüncelerde o kadar çok sayıda olur. Bunun en güzel örneğini Maya, göçünün açıklamaya çalışılmasında görüyoruz; Öne sürülen ilk düşünce;-

 

(1)      Mayaların yabancılar tarafından şehirlerinden atıldığıdır. Ancak kültür ve uygarlıklarının doruğunda bulunan Mayaları kim yenebilirdi? Üstelik bölgede hiçbir askeri çatışma izine rastlanmamıştı.

(2)   Göçü doğuran nedenin iklimdeki büyük bir değişiklik olduğu düşüncesi göz önüne alınabilir. Ancak bu görüşü de destekleyecek herhangi bir iz yoktur. Olamaz da, çünkü Mayaların eski ülkelerinin sınırıyla, yeni krallıklarının arasındaki uzaklık topu topu 352 kilometredir ve bu uzaklık, iklimdeki felaket derecesinde bir değişimden kaçmak için kesinlikle yeterli değildir.

(3)  Mayaların bir salgın hastalık yüzünden göç ettiklerini ileri süren düşünce de araştırmalar yapılınca çürüyüp gitmektedir.

 

Bu görüşlerin ardından karşımıza şu sorular çıkar: Kuşaklar arasında bir savaş mı olmuştu? Gençler yaşlılara karşı mı ayaklanmışlardı? Bir iç savaş “mı patlak vermişti? Yoksa bir ihtilal mi? Bütün bu sorulara bir çırpıda karşılık verilebilir: Eğer durum böyle olsaydı, nüfusun belli bir bölümü, özellikle yenikler, ülkeyi terk ederler, galip gelenlerse oldukları yerde kalırlardı. Oysa arkeolojik araştırmalar bir tek Maya´nın bile bu bölgede kalmadığını göstermiştir. Bütün halk, kutsal yerlerini ormanda savunmasız bırakarak göç etmişti.

 

Bu konuda benim de birtakım varsayımlarım var; ancak bunlar da ötekiler gibi, kanıtlanmış değil. Saydığım açıklamaların olasılık hesaplarını düşünmeden kendi görüşlerimi cesaretle ortaya koyacağım.

 

Çok eski dönemlere Mayaların atalarını uzaylı yaratıklar olduğunu sandığım tanrılar ziyaret etmişlerdi. Bir takım delillerin eski Amerikan kültürünü kuranların, eski Doğu´dan göç ettiklerini ileri süren teoriyi destekler görünmesine rağmen; Maya dünyasında doğunun hiç bilmediği ve özenle korunan bazı kutsal astronomi, matematik ve takvim bilgileri ve gelenekleri bulunmaktaydı! Rahipler bu geleneksel bilgiyi bütün güçleriyle korumaktaydılar, çünkü «tanrılar» bir gün dönmeye söz vermişlerdi. Böylece çok büyük bir din olan “Kukulkan” ya da «Tüylü Yılan» “dini kurulmuştu. Rahipler geleneğine göre «tanrılar»  takvim uyarınca yapılan büyük binalar bitirilince göklerden geri döneceklerdi. Bu bakımdan * insanlar kutsal ritme uyarak tapınakları ve piramitleri bir an önce bitirmeye uğraşıyorlardı. Çünkü her şeyin tamamlandığı yıl birleşme yılı olacaktı. O zaman tanrı Kukulkan yıldızlardan gelecek, binaların ve şehirlerin yönetimini eline alarak insanlığın arasında yaşayacaktı.

 

“Sonunda bütün işler tamamlandı ve tanrıların dönüş yılı geldi. Ancak hiçbir şey olmuyordu. İnsanlar bütün yıl boyunca şarkılar söyleyerek, dualar okuyarak beklediler. Köleler, mücevherler, yiyecekler ve yağ sunuldu. Ama göklerde hiçbir hareket yoktu ne bir tanrısal araba göründü, ne de tanrıların gök gürültüleri duyuldu. Hiçbir şey olmadı. Rahipler ve insanlar korkunç bir hayal kırıklığına uğradı. Yüzyılların çabası boşa gitmişti. Kuşkular doğmaya başladı. Takvim hesaplarında bir yanlışlık mı vardı? «Tanrılar» bir başka yere mi inmişlerdi? Hepsi birden korkunç bir yanlışlık mı yapmışlardı?

 

Sırası gelmişken Maya takviminin başlangıç yılı olan M.Ö. 3111 yılından da söz edeyim; Bu tarihi ispatlanmış kabul edersek, Mısır kültürünün başlangıcıyla arasında yalnızca birkaç yüzyıl bir ara olduğunu görürüz.

 

Aslında birçok Maya yazısında bu destansal yıldan söz edilir ve üstün doğruluktaki Maya takvimi sürekli olarak bu yılı tekrarlar

 

1935 yılında. Palangue’de (Eski Krallık), büyük bir ihtimalle Tanrı Kukumatz´ı (Yucatan´da Kukulkan) gösteren bir taş kabartma  bulundu. Kabartmadaki resme önyargılardan uzak bir bakış, en kuşkulu kişiyi bile durup düşündürecek güçteydi.

 

Resmin ortasında, gövdesinin üst bölümü motosiklet yarışçısı gibi eğilmiş bir insan vardı. Kullandığı aracı çocuklar bile roket olarak tanımlayabilirlerdi. Ön bölümü ince bir uzantı meydana getiriyor, biraz aşağıya inince kenarları çentikleniyor ve en altına doğru daha da genişleyerek, alevler püskürten bir roket biçimi alıyordu. Büzülmüş adam, elleriyle ne olduğu anlaşılamayan birtakım kontrol kollarını yönetiyor, sol ayağıyla da pedalımsı bir şeye basıyordu. Giyimi çok düzgündü: Geniş kemerin tuttuğu bir kısa pantolonu, yakası Japon stili açılan bir ceketi ve kollarla bilekler sıkı sıkıya yapışan bantları vardı. Buna benzer modern astronot resimleri hakkındaki bilgimiz yüzünden, adamın kafasında başlık eksik olsaydı çok şaşırırdık doğrusu. Ama o da vardı; bilinen çentikleri, tüpleri ve tepesinde antenimsi bir çıkıntıyla birlikte... Uzay yolcumuz öne doğru eğilmekle kalmıyor, aynı zamanda gözlerini tepesinden sarkan bir alete dikmiş, dikkatle bakıyordu. Astronot koltuğu, üstünde simetrik biçimde düzenlenmiş kutular, daireler, noktalar ve helezonlar bulunan kıç bölümünden desteklerle ayrılmıştı.

Karşılıksız kalan sorularımızı sormaya devam edelim.

 

(4)       Mayalar neden en eski şehirlerini deniz ya da nehir kenarlarına değil de, ormanın ortasında kurmuşlardı?

 

Tikal, Honduras Körfezi´nden kuş uçuşu 153,5 Km. Campeche Koyu´ndan kuş uçuşu 243 Km. ve Büyük Okyanus´tan kuş uçuşu 354 Km. uzaklıktadır. Midye, istiridye ve deniz minarelerinden yapılma eşyaların bolluğu, Mayaların denizle ilişkileri olduğunu gösterir. Öyleyse ormanlara yapılan bu uçuşun sebebi neydi? Su kıyılarına yerleşmek dururken su depoları yapmanın ne anlamı vardı? Yalnız Tikal´de 193.150 metre küp kapasiteli 13 su deposu bulunmuştu. Neden bu insanlar daha «mantıklı» yerler varken özellikle buraları seçmişlerdi? 

 

Uzun çalışmalardan sonra hayal kırıklığına uğrayan Mayalar, daha kuzeye göç ederek yeni bir krallık “kurmuşlardı. Takvimin ön“gördüğü tarihlere uygun piramitler; tapınaklar ve şehirler bir kez daha yapılmaya başlanmıştı.  

Maya takviminin doğruluğu hakkında bir fikir vermek için kullandıkları zaman dönemlerini sıralayalım:

 

(1)   20 kin = 1 unial, yada 20 gün

(2)   18 unial = 1 tun, ya da 360 gün

(3)   20 tun = 1 katun, ya da 7.200 gün

(4)   20 katun = 1 baktun, ya da 144.000 gün

(5)   20 baktün = 1 piktun, ya da 2.880.000 gün

(6)   20 piktun = 1 kalabtun, ya da 57.600.000 gün

(7)   20 kalabtun = 1 kinçiltun, ya da 1.152.000.000 gün

(8)   20 kinçiltun = 1 atautun, ya da 23.040.000.000 gün

 

Ormanın yeşil tavanını delerek göğe yükselenler yalnız takvim uyarınca yapılmış taş basamaklar değildi; çünkü Mayalar gözlemevleri de kurmuşlardı.

Chichân´deki gözlemevi, Mayaların ilk yuvarlak binasıdır. Restore edilmiş bina bugün bile bir gözlemevine benzemektedir. Üçtaraça üzerinde kurulmuş daire biçimi yapının içinde, en üstteki gözlem direğine kadar çıkan helezöni bir merdiven vardır. Kubbenin üstünde yıldızlara yöneltilmiş delikler ve yağmur tanrısının maskeleriyle, kanatlı bir insan resmi görülmektedir.

(1)   Mayalar, Uranüs ve Neptün´ün varlığını nereden biliyorlardı?

(2)   Neden Chichen’deki gözlemevinin delikleri en parlak yıldızlara yönelltilmemişti?

(3)   Palengue”deki roket kullanan tanrı kabartmasının anlamı neydi?

(4)  400 milyon yıllık hesapları olan Maya takvimi hangi amaçla hazırlanmıştı?

(5)   Güneş ve Venüs yıllarını en küçük basamaklarına kadar hesaplamak için gereken bilgi nereden elde edilmişti?

(6)   Bu akıl almaz astronomi bilgisini kimler aktarmıştı?

(7)   Bütün bu olaylar Maya zekâsının şans ürünleri miydi?

(8)  Yoksa bütün gerçekler, çok uzak bir geleceğe yöneltilmiş, devrim yaratacak bir mesaj mı gizliyorlardı?

 

Chichen Itza´daki Kutsal Kuyu´nun hikayesi. Edward Herbert Thompson bu kuyunun çamurları içinden mücevherler ve sanat eserleri yanında, genç erkek ve genç kız iskeletleri de çıkartmıştı. Diego de Landa, eski kaynaklara dayanarak, Maya rahiplerinin kuraklık zamanlarında bu kuyu başında ciddi törenler düzenlediklerini ve yağmur tanrısının öfkesini yatıştırmak için erkek ve kız çocukları kuyuya atarak kurban ettiklerini ileri sürmüştü.

 

Thompson´un bulguları, de Larida´nın iddialarını kanıtladı. Ancak bu korkunç hikâye kuyunun dibinden yeni soruların çıkmasına yol açtı. Kuyu nasıl meydana gelmişti? Neden kutsal olarak tanınmıştı? Tıpkı buna benzeyen birçok başka kuyu olduğu halde, neden özellikle bu kuyu seçilmişti.

 

Chichen Itza kutsal kuyusunun tam bir benzeri, Maya gözlemevinin yetmiş metre kadar ötesinde, ormanın içinde saklı durmaktadır. Yılanların, zehirli kırkayakların ve korkunç böceklerin savunması altındaki deliğin boyutları «gerçek» kuyunun boyutlarıyla tamamen aynıdır, dikey duvarları ormanın türlü etkileriyle çürümüş, bozulmuş ve bataklaşmıştır. İki kuyu arasında İnanılmaz bir benzerlik vardır. İkisindeki suyun derinliği de aynıdır; rengi yeşilden, kahverengiye, kimi zaman da kan kırmızısına çalar. Kuşkusuz iki kuyu da aynı çağdan kalmadır; belki de oluşumlarını göktaşlarına borçludurlar. Ne var ki çağdaş bilginler yalnızca Chichen Itza´nın kutsal kuyusundan söz eder, büyük benzerlik gösteren ikinci kuyudan, ileri sürdükleri düşüncelere uymadığı için hiç söz etmezler. Ayrıca iki kuyunun da Castillo Piramidi´nden uzaklıkları 815 metredir. Bu piramit, tanrı Kukulkan «Tüylü Yılan» için yapılmıştı ve dolayların en büyük piramidiydi.

 

Yılan, hemen hemen bütün Maya yapılarının simgesidir. Çevresi çok zengin bir bitki örtüsüyle kaplı olan Mayaların, çiçek kabartmaları yerine, adım başında yılan resimleri yapmış olması pek şaşırtıcıdır.

İlk çağlardan beri kötülüğü temsil eden ve yaratıldığından beri toz toprak içinde sürünen yılanın, tanrı sembolü olarak seçilmesi, hem de uçan bir tanrı sembolü biçiminde düşünülmesi daha da şaşırtıcıdır.

 

Tanrı Kukulkan´ın (Kukumatz) daha sonraki tanrı Ouetzlcoatl ile bir ilgisi olabilir. Maya efsanesi bu Ouetzlcoatbı şöyle anlatıyor:

 

OUETZLCOATL, DOĞAN GÜNEŞİN BİLİNMEYEN ÜLKESİNDEN GELMİŞTİ; BEYAZ BİR ELBİSESİ VARDI VE SAKALLIYDI. İNSANLARA BİLİMLERİ, SANATLARI VE TÖRELERİ ÖĞRETMİŞ, ÇOK BİLGE YASALAR KOYMUŞTU. Onun denetiminde mısır koçanları bir adam boyunda olur, pamuk renkli yetiştirdi. Görevini tamamlayınca denize dönmüş, yolculuğu sırasında insanları eğitmeye devam etmiş ve deniz kıyısında kendisini sabah yıldızına götürecek gemiye binerek dünyadan ayrılmıştı.

1900 yılında Yunan sünger avcıları, Antikitera açıklarında mermer ve bronz heykellerle dolu batık bir gemi buldular. Gemideki bütün sanat eserleri kurtarıldı ve yapılan araştırmalar, geminin İsa döneminde battığını ortaya koydu. Ele geçen eserler incelenince, bütün heykellerin toplamından daha değerli, şekilsiz bir parça bulundu. Bilginler parçayı inceleyince bunun, üstünde daireler, yazılar ve çarklar bulunan bir bronz levha olduğunu gördüler ve çok geçmeden yazıların astronomiyle ilgili olduğunu anladılar. Başka parçalar temizlenince ortaya hareket edebilen göstergeleri, karmaşık ölçüleri ve üzerleri yazılı metal plakları olan garip bir alet çıktı. Makinenin her parçası birleştirilince, yirmiden çok küçük çarkı, bir tür diferansiyel donatımı ve büyük bir ana çarkı olduğu görüldü. Bir yüzünde, çevrilince bütün çarkları değişik hızlarda döndüren bir mil vardı. Göstergeler, üstleri uzun yazılarla dolu bronz kaplarla korunuyordu.

 

Amerikalı Profesör Solla Price, aracın ay, güneş ve belki öteki gezegenlerin hareketlerini belirtmeye yarayacak bir hesap makinesi olduğu görüşündeydi. Makinenin yapılış tarihi olarak M.Ö. 82 yılını gösteriliyordu. 

 

Kaynaklar :

(1) Erich von Däniken - Tanrıların Arabaları 64. Baskı (9ncu Bölüm) Cep Kitapları A.Ş. 1996

       (2) http://siriusufo.org/mayalar/

 

Maya Uygarlığına Ait Bin Yıllık Heykel Atölyesi Ortaya Çıkarıldı

Published  on /Yayın Tarihi 29 Nisan 2019 by/tarafından Sendika.Org  

Guatemala’da Maya dünyasına ilişkin çalışma yürüten araştırmacılar, bir inşaat sırasında tesadüfen denk gelinen bulguların, Mayaların bin yıldır toprak altında olan ve binlerce heykel ile seramik eserini barındıran Aragón Atölyesi olduğunu açıkladı

 

 

Guatemala’da Maya dünyasına ilişkin araştırmalar yürüten ABD Güney Carolina Rock Hill’deki Winthrop Üniversitesi ekibi Aragón adında Mayalara ait en büyük heykel atölyesinin keşfedildiğini duyurdu.

Science’ın haberine göre; Amerikan Arkeoloji Derneği’nde bir basın toplantısı yapan ekip adına arkeolog Brent Woodfill, keşfin tamamen tesadüf sonucu olduğunu, Guatemala’nın Coban bölgesinde inşaat yapan arkadaşlarının kalıntılara ulaştığını söyledi.

İlk bulgu sonrasında birkaç ay araştırma ve hava yollu gözlem yaptıklarını aktaran Woodfill, her ne kadar inşaat nedeniyle kalıntıların zarar görmüş olsa da 400’den fazla küçük heykel ve binlerce seramik parçası bulduklarını ifade etti.

 

 

Maya geleneklerinde ve ekonomisinde heykellerin büyük önemi olduğunu dile getiren Woodfill, Maya liderlerinin de bu heykelcikleri önem taşıyan ilişkileri güçlendirmek ve kendi tanıtımlarını yapmak için müttefiklere ve önemli kişilere verdiklerini kaydetti.

Woodfill’in aktarımına göre; Aragón Atölyesi’nin tarihi, arkeologların şehir kurulumuna ilişkin tahminlerinden çok daha eskiye, yaklaşık 750-900 yılları arasına dayanıyor. Bölgenin yakınındaki Cancuén gibi kentlerde yaklaşık 300 yıl süren politik kargaşa atmosferi varken Aragón Atölyesi varlığını korudu ve hatta büyüdü ancak Mayaların çöküşü ile birlikte tarihe karıştı.

 

Kaynaklar (Genel):

(1)  Erich von Däniken - Tanrıların Arabaları 64. Baskı (9ncu Bölüm) Cep Kitapları A.Ş. 1996

(2)  http://siriusufo.org/mayalar/

(3) Sendika.Org  

(4) http://sendika63.org/2019/04/maya-uygarligina-ait-bin-yillik-heykel-atolyesi-ortaya-cikarildi-545182/

(5) www.list25.com

(6) www.wikipedia.org

(7) www.bilgilersitesi.com  

(8) www.ancient.eu

       (9) Rick T Cartman - www.mynet.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sizde Görüşlerinizi Bildirin

Yorumlar

Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı !