TÜRKİYE´DE ŞEKER ÜRETİM SEKTÖRÜNE ABD KUMPASI 12.12.2018 1404 Kez Okundu

TÜRKİYE´DE ŞEKER ÜRETİM SEKTÖRÜNE ABD KUMPASI
Tekin GÜLTEKİN
Tekin GÜLTEKİN

 

 

 
 
Türkiye, uzun yıllar sonra şekeri de ithal etmeye başladı. Türkiye pancar ülkesi olmasına rağmen bu yıl polar ve pancardaki verim kaybı gerekçe gösterilerek yurt dışından şeker ithal edildi.
 
Şekerli Mamuller Tanıtım Grubu (ŞTG) Yönetim Kurulu Üyesi Kazım Taycı, dahilde işleme rejimi kapsamında 80 bin ton şeker ithal edildiğini açıkladı. Türkiye´de şekerde kriz yaşandığını ileri süren Taycı, "Bu krizi ihracatçılar dünya şeker borsasından şeker satın alarak çözdü" “Tonu 420 dolara Cezayir, Fas, Brezilya, Hindistan ve Çek Cumhuriyeti´nden 80 bin ton şeker getirdik. Bu miktar üreticinin 6 aylık ihtiyacını karşılayacaktır. Bilindiği üzere geçen yıl şeker pancarı rekoltesinin iklim şartları deneniyle düştüğü ve ihracatçıların kullandığı ´C´ şekerinde açık oluştuğu gerekçesiyle, ihracatçılara dahilde işleme rejimi kapsamında şeker ithalatı izni verilmişti. Sektör temsilcileri, ´C´ şekerinde bir açık olsa da bunun ´A´ şekeri ile çözülebileceğini, bundan dolayı da ithalata izin verilmemesini talep etmelerine rağmen ithalatın önü açılmıştı” demişti. 
 
TARIMDANHABER- https://www.tarimdanhaber.com 20 Nisan 2015 
 
Ancak Şekerli Mamuller Tanıtım Grubu (ŞTG) Yönetim Kurulu Üyesi Kazım Taycının “geçen yıl şeker pancarı rekoltesinin iklim şartları nedeniyle düştü ve ihracatçıların kullandığı ´C´ şekerinde açık oluştuğu gerekçesiyle, ihracatçılara dahilde işleme rejimi kapsamında şeker ithalatı izni verildi” açıklaması tamamen yanlış ve yanıltıcıydı.
 
 
 
 
Yeniçağ Gazetesine yazan Özcan Yeniçeri 6 Mart 2018 tarihli yazısında konuyu tüm açıklığıyla ortaya koydu.
 
Şeker fabrikalarının özelleştirilmesiyle Türkiye, şeker ihraç eden ülke olmaktan çıkıp şeker ithal eden ülke haline gelecektir. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi, özünde halkın sağlığı dahil birçok insani/millî/ahlaki değerin haraç mezat pazara sunulmasıdır. Kentlerin sürükleyici sektörü konumundaki fabrikalar satıldığında başta halk sağlığı olmak üzere ekonomik ve sosyal birçok değer de satılmış olacaktır. Faaliyet gösterdiği kentin lokomotifi konumundaki bu fabrikaların satışından pancar ekicisi, çalışan işçi, yöre halkı, esnaf, hayvancılık yapanlar, taşımacılık işiyle uğraşanlar doğrudan etkilenecektir.
 
Dahası şeker fabrikalarının özelleştirmesi özü itibarıyla şeker pazarının satılması anlamına da gelir. Çimento fabrikalarının özelleştirmek suretiyle yabancılara satışında aynı zamanda bölgesel rekabette yabancılar inşaat sektöründe büyük avantajlar elde etmişlerdi. Türkiye´de hayvancılığın çökmesi AKP iktidarının özelleştirme adı altında uyguladığı politikalarla yakından ilişkilidir. Bilindiği gibi Türkiye´de özelleştirme dünyadaki uygulamalarının aksine tarım kuruluşları ile başladı. Türkiye Süt Endüstrisi Kurumu, Et ve Balık Kurumu, Yem Sanayi gibi hayvancılığı ayakta tutan kurumlar özelleştirildikten sonra hayvancılıkta Türkiye tam bir açmazın içine düştü. Her önüne gelinen ülkeden hayvan ve et ithal edilmesine rağmen bugün Türkiye’nin et ihtiyacı karşılanamıyor. Hayvan varlığı artırılamıyor. Milyarlarca liralık teşvik paketlerine, hibe ve desteklere, kredilere rağmen hayvancılıkta dışa bağımlılıktan kurtulamıyoruz. Bunun temelinde özelleştirme var. Özelleştirilen süt fabrikaları, yem fabrikaları, Et ve Balık Kurumu kombinalarının yerinde şimdilerde alışveriş merkezleri var.
 
Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ´nin 2016 Sektör Raporu´na göre, 2016-2017 döneminde dünya şeker üretimi 168 milyon ton, tüketimi ise 174 milyon ton civarındadır. Yaklaşık 6 milyon ton arz açığı var. Böyle bir dönemde şeker fabrikalarını özelleştirmek daha pahalıya şeker ithal ederek tüketmek anlamına gelir. Dünya beyaz şeker fiyatlarının 2016´da yüzde 34 oranında arttığı dikkate alındığında ithalata olan bağımlılık gelecekte çok büyük sorunlar yaratacaktır. Kaldı ki, şeker ithalatçısı ülkeler üretimlerini artırmak için büyük yatırımlar yapıyor.
 
Dünyada şekerin yüzde 77´si kamıştan, yüzde 23´ü pancardan elde ediliyor. Türkiye´nin kamıştan şeker üretim olanağı olmadığına göre, pancardan vazgeçilmesi, şekerden vazgeçilmesi anlamına geliyor. Türkiye´de üretimi yasak olan genetiği değiştirilmiş mısır şimdilik sadece yem amaçlı olarak ithal ediliyor. Türkiye´nin şeker fabrikalarının özelleştirmeleri ile pancar üretiminden çekilmesi genetiği değiştirilmiş mısırdan elde edilen mısır şurubuna kapılarını açması anlamına geliyor.
 
Kâğıt ithalatı SEKA´nın özelleştirilmesiyle zirveye vurdu. Et ithalatı özelleştirmeyle başladı. Yüzbinlerce ton şeker ithalatı da şeker fabrikalarının özelleştirilmesiyle başlayacaktır.
 
Amerika Birleşik Devletleri menşeli Cargill, şeker fabrikalarının özelleştirmesini pusuda beklemektedir. Yayınladıkları raporda "Cargill olarak bizler, kotaların bakanlar kurulumuzca belirlenmesi ve nişasta bazlı şeker kotası artışının aynı kararnameye derecelendirilmesini talep etmekteyiz" deniyordu.
 
Kamuya ait işletmeler satıldıktan sonra, kapatılan fabrikaların değerli arazilerinde bugün AVM ve rezidanslar yükselmektedir. Şeker fabrikalarının da bugüne kadar pek çok örnekte olduğu gibi AVM ve rezidansa dönüşeceğinden kimsenin kuşkusu olmasın! Bugün Türkiye halkı, dünyanın en pahalı etini yiyen, en yüksek vergisini ödeyen ve en pahalı akaryakıtını kullanan bir ülkedir. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesiyle Türkiye halkı dünyanın en pahalı şekerini tüketen bir ülke haline gelecektir.Kaynak Yeniçağ: Şeker fabrikalarını özelleştirme ihaneti! - Özcan YENİÇERİ 
 
 
 
 
Dünya Gazetesinden Özcan KADIOĞLU https://www.dunya.com/ sitesinde 28 Şubat 2018 tarihi yazısında ise şekerde ithalatın neden zorunlu hale geldiğini bazı kayda değer gerekçelerle:
 
“Türkiye’nin toplam şeker üretim kapasitesi 3.1 milyon ton civarındadır. Hâlâ hazırda devlet tarafından üretilen şeker maliyetleri yüksek ve piyasa hakimiyeti elinde olduğu için ton fiyatları 900 dolar ile dünya ortalamasının yaklaşık iki katı seviyededir. Dünya üzerinde şeker fiyatları yıllara göre değişmekle birlikte genel olarak ton fiyatı 400-500 dolar arasında oluşmakta. 2017 yılında dünya da oluşan şekerin ton fiyatı 433 dolar civarındadır. Ülkemizde ise 2017 yılı için ton fiyatı yaklaşık olarak 800-850 dolar civarında seyretmektedir. Pancardan elde edilen ile kamışından elde edilen şeker maliyeti arasında yaklaşık %80 ile 90 arasında fark oluşmaktadır. Bu bağlamda bakıldığında fiyat olarak ihracat yapma şansı kalmamaktadır.
 
Türkiye’de yaklaşık olarak 2002 yılında 500 bin çiftçi pancar üretimi gerçekleştirirken şu an bu sayı 105 bin çiftçiye düşmüştür.” demektedir.
 
Bu durumda Dünya Gazetesinden Özcan KADIOĞLU’na  hitaben sormak istediğimiz birkaç soru bulunmaktadır:
Diyelim ki şeker üretiminde ülke maliyetleri yüksekti bu yüzden şeker fabrikaları özelleştirilip AVM yapıldı ve yurtdışından şeker ithalatına yönelindi.  Peki et, mısır, büyükbaş hayvan, peynir, tahıl da mı maliyetleri yüksekti ithal etmeye başlandı. Hal öyle olsa dahi diğer bir deyişle maliyetleri yüksek olsa bile Soner Yalçın’ın 27 Şubat 2018 tarihinde Sözcü Gazetesindeki yazısında belirttiği gibi Sosyal-Devlet ürünü işletmelere kâr-zarar mantığıyla bakmak doğru mudur? Sonuçta S.Yalçın da yazısında pancar üreten çiftçi sayısının daha yakın yıllarla karşılaştırmalı olarak 337 bin’den 120 bin’e düştüğünü ifade etmiştir.
 
Dolayısıyla 2002 yılı itibariyle köylerinde tarımla iştigal eden 500 bin çiftçinin Şeker pancarı ürettikleri tarlalarını ve köylerini terk edip işsiz kalması ülke ekonomisine daha büyük negatif yük getirmeyecek midir ???
 
 
 
 
ŞEKER FABRİKALARININ TARİHÇESİNE GENEL BAKIŞ
 
 Genç Cumhuriyet´in ilk sanayi kuruluşu şeker fabrikalarıdır. 1926 yılında Uşak ve Alpullu Şeker Fabrikaları kuruldu. Atatürk´ün ve İsmet İnönü´nün destekleriyle kurulan bu ilk şeker fabrikaları halktan yumurta toplayarak meydana getirilmiştir. Temelinde böyle bir halk desteği var şeker fabrikalarının. Daha sonraları, 1933´de Eskişehir, 1934´de Turhal Şeker Fabrikaları Yapı Kredi Bankasının da kurucusu olan Kazım Taşkent öncülüğünde Türk sanayisine armağan edildi. Turhal ve Eskişehir Şeker Fabrikaları, 1935 yılında Alpullu ve Uşak Şeker Fabrikalarını da içi ne alarak Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi´ni oluşturdu.
 
1950´lerden sonra yeni bir atılımla Adapazarı, Kütahya, Amasya, Konya Şeker Fabrikaları özel teşebbüs eliyle; daha sonra 1954-1956 yılları arasında Susurluk, Burdur, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Malatya fabrikaları, 1960´lardan sonra Ankara ve Kastamonu Şeker Fabrikaları Türkiye Şeker Fabrikaları olarak doğrudan doğruya devlet eliyle ve Pancar Ekicileri Kooperatifi iştirakiyle kuruldu.
 
1974 yılında kurulan Afyon Şeker Fabrikası tamamen yerli mühendis ve işçi ile, yerli teknoloji ile kurulmuştur. Bütün projeleri Türk mühendisleri tarafından yapılmış, çelik konstrüksiyonu Karabük Demir Çelik Fabrikası´nda imal edilmiştir. Yalnız kazan ve tribün ile otomasyon ve elektrik sistemi dışarıdan gelmiştir. 1970´lerden sonra kurulan Ilgın, Muş, Ereğli, Elbistan. Ağrı, Kars şeker fabrikaları da büyük ölçüde yerli teknoloji ile ve Elektro Mekanik Aygıtlar Fabrikasının gerçekleştirdiği elektrik ve otomasyon sistemi ile kuruldu. 
 
Şeker Fabrikaları Alanında Ülkenin Yetkin Şahsiyetlerinden Erkan ÇETİNKAYA-Makine Mühendisi- Elektromekanik Aygıtlar Fabrikası Müdürü http://erkancetinkaya.net web sitesinde belirtmiş olduğu aşağıda detaylı olarak listelen konularda uzman  bir kişi olarak 
 
/////
Alpullu Şeker Fabrikası:
- 32/40 ton/saat 24 Atü buhar kazanı devreye alınması.
- 2000 ton/gün kapasiteli DDS difüzörü montaj ve devreye alınması.
- 150 ton/gün kapasiteli peletlenmiş kuru küspe fabrikası montaj ve devreye alınması.
- 50 ton/gün 2DM modeli küp şeker tesisi montaj ve devreye alınması.
- 5400 kW 380 V alçak gerilim şalt tesisi devreye alınması.
- Sarmısaklı Tohum Üretme Çiftliği elektrik dağıtım şebekesi proje, imalat, montaj ve devreye alınması.
- 2x1000 kVA 15 /0,4  kV trafo istasyonu montaj ve devreye alınması.
- Çeşitli konveyör imalat ve montajı.
- Şeker fabrikası vardiya sorumluluğu.
 
Turhal Şeker Fabrikası:
- Şeker fabrikası modernizasyonu ve kapasitesinin 1800 ton/gün’den 4800 ton/gün’e yükseltilmesi.
- 100 t/h 32 Atü buhar kazanı montajı.
- 2 Adet 125 m³ kireç ocağı montajı ve devreye alınması.
- 1500 ton çelik konstrüksiyon imalatı ve montajı.
- 2x8000 kVA 6,3 kV turbo-alternatör grubu inşaat montaj ve devreye alınması.
- 3 Adet 5000 m³ tank imali, montajı ve devreye alınması.
- Makina fabrikası elektrik tesisatı proje imalat ve montajı.
- BMA Mum filtreleri montajı ve devreye alınması.
- Otomatik Pancar Boşaltma Tesisi(4800 ton/gün kapasiteli) montaj ve devreye alınması.
- Merkezi teshin sistemi montajı ve devreye alınması.
- 250 ton/gün kapasiteli peletlenmiş kuru küspe fabrikası montajı ve devreye alınması.
- Şeker fabrikası ölçü kontrol düzenleri montaj ve devreye alınması.
- Şeker fabrikası işletmesi.
 
Erzurum Şeker Fabrikası:
- Şeker fabrikası modernizasyonu ve kapasitesinin 2000 ton/gün’den 3000 ton/gün’e yükseltilmesi.
- Portal vinç imalatı.
- 3000 ton/gün kapasiteli BMA difüzörü montajı ve devreye alınması.
- 80 ton/gün kapasiteli küspe kurutma trommeli montajı.
- 90 m³’lük kireç ocağı montajı ve devreye alınması.
- 2x5000 m³ melas tankı imali ve montajı.
- Alkol fabrikası inşaatı.
- BMA mum filtreleri montajı ve devreye alınması.
- Çeşitli şeker fabrikası tesisatı montajı ve devreye alınması.
- 500 ton çelik konstrüksiyon imali ve montajı.
- Şeker fabrikası işletmesi.
 
Burdur Şeker Fabrikası:
- Şeker fabrikası modernizasyonu ve kapasitesinin 2000 ton/gün’den 4800 ton/gün’e yükseltilmesi.
- 100 ton/saat 32 Atü buhar kazanı montajı ve devreye alınması.
- 5000 m³’lük melas tankı imali ve montajı.
- 2000 ton çelik konstrüksiyon imali ve montajı.
- 8000 kVA 6,3 kV turbo alternatör inşaat montaj ve devreye alınması.
- Şeker fabrikası enstrümantasyon işleri montajı ve devreye alınması.
- BMA mum filtreleri montajı ve devreye alınması.
- 2400 ton/gün kapasiteli otomatik pancar boşaltma tesisi montajı ve devreye alınması.
- Kireç taşı ocağı konkasör ve eleme tesisi proje montaj ve devreye alınması.
- Şeker fabrikası işletmesi.
 
Afyon Şeker Fabrikası:
- 3, 850 km 34,5 kV 3 x swallow enerji nakil hattı projesi.
- Afyon Şeker Fabrikası proje işleri.
 
 
Elektromekanik Aygıtlar Fabrikası (EMAF):
Fabrikaya 2539 m² kapalı alan ilavesi yapılarak, toplam kapalı alan 7879 m²’ye çıkarılmıştır. Aşağıdaki genel konularda çalışılmaktadır.
 
- Elektrik motorları bakım ve onarımı.
- Güç elektroniği.
- Fabrika otomasyonu.
- Elektromekanik aygıt üretimi.
- Süreç denetim ölçü ve denetim aygıtları üretiminde;
                               1- Planlama,
                               2- Projelendirme,
                               3- İmalat,
                               4- Montaj,
                               5- Devreye alma,
                               6- Satış sonrası hizmetleri yapılmaktadır.
                İmalat sanayiinde bütün sektörlere hizmet verilmektedir.
 
 
Gerçekleştirilen Bazı Önemli İşler:
 
- Bor (1995), Eskişehir (1995), Çarşamba (1997), Yozgat (1998), Turhal (1999), Burdur (2000), Kırşehir (2000), Elbistan (2001), Afyon (2002), Muş (2004), Kastamonu (2005), Ilgın (2005), Erzurum (2006), Ağrı (2006), Ereğli (2006) ve Çorum (2006) Şeker Fabrikalarının Bilgisayar Destekli Otomasyonlarının; proje yapım, imal, montaj ve devreye alınmaları;
 
- Karabük Demir Çelik Fabrikaları kontinü haddehane motorları tahrik sisteminin bilgisayar denetimli otomasyonu (1994);
 
- SEKA İzmit (1991), Dalaman (1984), Çaycuma (1993-1995), Aksu (1997) Kâğıt Fabrikalarında kağıt makinalarının tahrik sistemlerinin modernizasyonu ve otomasyonu;
 
- Ankara Rüzgar Tüneli tahrik sistemi 1994;
 
- İSDEMİR Çelikhane motorları tahrik sistemi modernizasyonu (1989);
 
- Özbekistan Horezm Şeker Fabrikası´nın komple orta gerilim, alçak gerilim, elektrik enerji dağıtım, kontrol ve kumanda işleriyle, bilgisayar destekli otomasyon sistemi yapımı, devreye alınması ve çalıştırılması (1998); /////
 
 
 
 
Ülke genelindeki durumu şöyle özetlemiştir:
 
“Çimentoya zam yapılıyor, kimsenin ruhu duymuyor. Aynı şekilde Tekel ürünlerine de rahatlıkla zam yapılıyor; sigara üretiminin önemli bir kısmı da özel sektörün elinde. Tekstil sanayiinde yöne öyle. Kumaşa korkunç ölçüde zamlar oluyor kimse farkında değil. Eskiden de Altınyıldız vardı. Kula mensucat vardı, ama Sümerbank´ın Hereke kumaşı da vardı. Altınyıldızı pahalı bulan gidip Sümerbank´tan alırdı kumaşını. Şimdi Sümerbank da batırıldı. İktisatta servetin aşınmaması esastır.
 
Biz amortismana 49 milyar lira ayırdığımız halde, amortismana bile yatırım yapamıyoruz. 21 milyar liralık yatırım yapmışız, amortismana. Arada kalan 28 milyar lirayı devlet benden almış. Verimlilik arttırma usulleri arasında en etkili teknik olarak mühendislik uygulamaları gösterilmektedir. Özelleştirme uygulamaları ile birlikte mühendislik hizmetleri en aşağıya çekildi. Deniyor ya "KİT’ler devleti sömürüyor"; esas devlet KİT´leri sömürüyor! 
 
Doğu Almanya´daki pek çok kuruluşu özel sektöre sattılar. Sosyalist sistemin yazgısını Türkiye´ye de paylaştırmak istiyorlar. Sanki Türkiye sosyalist bir ülkeydi de sosyalizm yıkılınca kapılar açıldı. Oysa Türkiye´nin bütün kalkınma hamleleri karma ekonomi modelinin kararlılıkla uygulandığı dönemlerde gerçekleşmiştir. Erkan ÇETİNKAYA-Makine Mühendisi- Elektromekanik Aygıtlar Fabrikası Müdürü
 
 
 
 
Yayınlanma tarihi: 22 Ocak 2014 - Mehmet Menekşe / Cumhuriyet
 
 AMASYA ŞEKER FABRİKASI’NA SAHTE BELGE DÜZENLEYEREK YOLSUZLUK
 
Amasya Şeker Fabrikası’na sahte belge düzenleyerek yolsuzluk yaptıkları iddiasıyla Genel Müdür Selahattin Akbel, eski AKP Suluova İlçe Başkanı Adnan Zeki Çelebi, eski AKP Merzifon İlçe Başkanı ve fabrika yönetim kurulu başkanı Metin Uysal’ın da aralarında bulunduğu, gözaltına alınan 31 şüpheliden 9’u serbest bırakıldı. CHP Amasya Milletvekili Ramis Topal, “yolsuzluğun üzeri kapatılmasın” çağrısında bulundu.
 
Amasya Cumhuriyet Savcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında, “haksız kazanç, yolsuzluk, şeker fabrikasını ve kooperatifini yönetirken kendi menfaatlerini işleyişe uygun göstermek amacıyla A.B.C şeker kotalarının usulün dışında kullanmak, satılan şekerlerin sahte belgelerle bölgelere gitmiş gibi göstermek suretiyle sahtecilik ve yolsuzluk” iddiasıyla önceki gün Genel Müdür Selahattin Akbel, Genel Müdür Yardımcıları, Yönetim Kurulu Üyeleri, Kooperatif Başkan ve yöneticilerinin eski AKP Suluova İlçe Başkanı Adnan Zeki Çelebi, eski AKP Merzifon İlçe Başkanı ve fabrika yönetim kurulu başkanı Metin Uysal’ın da aralarında bulunduğu 31 kişi gözaltına alınmıştı. 12 milyon TL’yi bulduğu belirtilen yolsuzlukla ilgili soruşturma sürerken, adı açıklanmayan 9 şüpheli emniyetteki sorgularının ardından serbest bırakıldı. Gözaltındaki 22 kişinin emniyetteki işlemleri ise devam ediyor.
 
KOM MÜDÜRÜ OPERASYONDAN ÖNCE GÖREVDEN ALINDI
 
Konuyla ilgili basın açıklaması yapan CHP Amasya Milletvekili Ramis Topal, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın 22 Haziran 2012 tarihli raporunda Amasya Şeker Fabrikası’ndaki yolsuzlukların açıkça ifade edildiğini anımsatarak, “Amasya Organize ve Kaçakçılık Şube Müdür Aziz Batmaz savcılık soruşturması başlatılmadan tam 1 hafta önce görevinden alınmış yerine Trafik Bölge Müdürü Meriç Demirel atanmıştır. Hükümetin her yerde yolsuzluk dosyalarına müdahale ettiği gibi Amasya Şeker Fabrikası’ndaki yolsuzluk dosyalarına müdahale ettiği açıkça gözükmektedir. Amasya Şeker Fabrikası, 10 yıldan fazla bir süredir aynı yönetim kurulu üyeleri ve aynı zihniyet ile yönetilmekteydi” dedi.
 
DAHA BÜYÜK YOLSUZLUKLAR ÇIKACAK!
 
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Başmüfettişi tarafından hazırlanan soruşturma dosyasına göre 1 milyon 650 bin kilogram şekerin bir firma ve bölgelere bedelsiz olarak verildiğinin tespit edildiğine dikkat çeken Topal, yaklaşık 55 milyon kilogram küspenin de parçalar halinde fabrikadan dışarı çıkarıldığının müfettişlerce tespit edildiğini anlattı. Topal, “Ben inanıyorum ki soruşturma derinleştirildiğinde ortaya çok daha büyük yolsuzluklar çıkacaktır. Çiftçinin hak ettiği kotayı vermeyerek mevcut yönetim ve yandaşlarına tanınan kotalarla civar illerden alınan şeker pancarını yüksek fiyatlarla Amasya Şeker Fabrikası’na satarak bölge çiftçisine ihanet edenler hâkim karşısına çıkacaktır. Davayı yakından takip edeceğimi, üreticinin hakkını yedirmeyeceğimizi belirtiyorum” diye konuştu.
 
AKP HÜKÜMETİNİN ADAPAZARI ŞEKER FABRİKASI YOLSUZLUĞU


Adapazarı Şeker Fabrikası 1952 yılında %49,58´i kooperatif, %50,42´si kamu olmak üzere temelleri atılıp, 1953 yılında üretime başlamıştır. 1999 depreminde Adapazarı Şeker Fabrikası %90´lık kısmı hasar görmüş ve çalışamaz raporu verilerek tasfiye kuruluna gönderilmiştir. AK Parti hükümeti 2002 yılında tasfiye kuruluna geçen fabrikayı 2003 yılında tasfiye kurulundan çıkardı, 2004 yılında şirket sermayesini de 145 milyona yükseltilerek şirketin özelleştirme programına alınarak bir an önce satışına karar verdi. Adapazarı Pancar Ekicileri Kooperatifi 2005 yılında Özelleştirme İdaresi Başkanlığı´nın yapmış olduğu ihaleye girerek 47 milyon 750 bin $’a ihaleyi kazanarak Şeker Fabrikası´nın %94´lük hissesini satın aldı. Ancak Adapazarı Şeker Fabrikası´nı Adapazarı Pancar Ekiciler Kooperatifi satın aldıktan sonraki süreçte AKP Hükümeti Şeker Kurulu 136/1 sayılı ekim alanları kararını alarak Eskişehir bölgesinden pancar alımının önüne geçmiş ve yıllarca Adapazarı Şeker Fabrikası´nın zarar etmesine sebep olmuştur. 2007’de Eskişehir bölgesinden alınan pancar için 1.9 Milyon TL, 2008 yılında 19 Milyon TL ve 2009’ da 49 Milyon TL cezalar keserek Adapazarı Şeker Fabrikası´nın zarar etmesine sebep olmuştur. Adapazarı Şeker Fabrikası Türkiye Şeker Fabrikaları´na bağlı iken, bölge pancarının şeker polarının düşük olması sebebi ile zarar eden fabrikaya raylı sistemler kurulmuş ve bu şekilde yıllarca Eskişehir bölgesinden pancar getirilerek fabrika verimli ve karlı halde çalıştırılmıştır. Bunun yanında Özelleştirme İdaresi ile yapılan Hisse Devir sözleşmesinde fabrikanın Eskişehir bölgesinden pancar alamayacağı yönünde de bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla Eskişehir bölgesinden pancar alımı yüzünden kesilen cezalar fabrikanın Şeker Pancarı Ekicileri Kooperatifinin elinden almaya yönelik girişimlerdir. Sonuç olarak, 2012 Eylül ayına geldiğimizde üretimi engellenen kapasitesinin %70´in altında kotası düşürülen Adapazarı Şeker Fabrikası zarar ettirilmiş ve 2012’de borçlarını ödeyememesinden dolayı Bank Asya´ya devredilmek zorunda bırakılmış ve Bank Asya da fabrikayı 182 milyon $’a AKP Hükümetinin yandaşı Ülker’e satmıştır
 
 
 
 
 ŞEKER SANAYİİNDE HİLELİ ÖZELLEŞTİRMELER VE YAN ETKİLERİ
 
Şeker fabrikası projelendirecek ve makinesini üreterek, işletmeye açacak bilgi birikimi, beceri ve makine üretim  kapasitesine sahip şeker fabrikalarının yan kuruluşları ve teknik elemanları, özelleştirme kararlarından sonra yavaş yavaş yok olmaya başladı.  Şeker fabrikalarının çevresinde oluşan makine üretim tesisleri, tohum geliştirme ve örnek tarım üretim tesisleri değişik gerekçelerle kapandı, kapatılıyor. Türkşeker Makine Fabrikaları en büyük müşterileri olan Şeker Fabrikalarını kaybettiği için kapandı. Pik ve çelik döküm tesisleriyle ventil ve şiber üretiminde ihtisaslaşmış olan Turhal ve Erzincan Makine Fabrikalarıyla, her türlü çelik konstrüksiyon imalat kapasitesine sahip Afyon Makine fabrikası kapatıldı.
Hidrolik santral ve yüksek basınçlı buhar kazanı yapma kapasitesi ve deneyimine sahip Ankara Makine fabrikasıyla her türlü dişli kutuları ve pompalar imalatçısı Eskişehir Makine Fabrikası atıl durumda, Türkiye’nin Ölçü Denetim ve Optik İmalat Sanayiinin öncüsü, güç elektroniğinde ilk ve önemli sistemleri uygulayan ve geliştiren, yüksek gerilimli elektrik motorlarını imal kapasitesine sahip EMAF çalıştırılmıyor. 
 
Eskişehir Tohum Üretme Çiftliği TOKİ’ye devredilerek kapatıldı. Verimli tarım arazisine konutlar yapıldı.  Türkiye’nin en verimli çiftliği olan Sarımsaklı Tohum Üretme Çiftliği satıldı. Yüksek süt verimli damızlık inekler ve boğalar kesildi. Ankara Şeker Fabrikası Çiftliği kapatıldı. Verimli arazi 25 yıldır tarım dışı kaldı. Bir bölümü AVM tarafından işgal edildi. Teknolojisi Şeker Enstitüsü tarafından geliştirilen Türkiye’nin tek Kieselgur (Diatomit) fabrikası kapatıldı. Şeker Enstitüsü kapandı. 90 yılın birikimi olan şeker üretim teknolojisi ve mühendisliği yok edildi. Erkan ÇETİNKAYA-Makine Mühendisi- Elektromekanik Aygıtlar Fabrikası Müdürü
 
 
 
 
KAMU İKTİSADİ TEŞEKKÜLLERİ (KİT’LER)
 
Önemli olan o işletmenin iyi bir şekil de yönetilmesi. Verimlilik tamamen yönetimle ilgili bir şey. Türkiye´nin en iyi teşkilatlanmış, en iyi yönetilen, en verimli kuruluşların dan birisi olan Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. bile KİT´lerle beraber neredeyse kurulduğu günden beri işletme ekonomisinin bütün göstergeleri açısından en kötü performansı göstermekle, ekonomiye yarar değil sürekli yük getirmekle, kadroları her dönemde yeteneksiz olmakla suçlandı. Enflasyonun sebebi kamu açıkları olduğunu öne sürerek faturasını da KİT´lere çıkardılar. KİT’ler kötü çalışıyor dediler, tasarruf tedbirleri uyguladılar, çalışanların maaşlarını düşürdüler, tüm kamu kesiminde yıllardır yatırım yapılamadı. Tüm bu etkenlerin doğru olduğu kabul edilse bile KİT’lerin değerinin altında parti yandaşlarına peşkeş çekilmesi kabul edilemezdir. Sonuçta Kamu İktisadi Teşekküllerinin tamamının ülke genelinde çalışanların vergileriyle kurulmuş olduğu düşünüldüğünde KİT’ler olmaması gereken kişi ve kuruluşların mülkiyetindedir ve bu haksız edinimlerden kurtarılmalıdır. Erkan ÇETİNKAYA-Makine Mühendisi- Elektromekanik Aygıtlar Fabrikası Müdürü
 
 
 
Elbistan Şeker Fabrikası’nın 11 Temmuz’da Mutlucan firmasına devrinin ardından Türk Şeker’in Malatya Şeker Fabrikası’ndaki deposuna gönderilen bu malzemelerin alıcı firmaya iade edildiği ortaya çıktı.
 
Şeker fabrikalarıyla ilgili yeni bir skandal daha ortaya çıktı. Milli Gazete’nin haberine göre, Nisan ayında özelleştirme ihalesi yapılan Elbistan Şeker Fabrikası, 11 Temmuz’da Mutlucan Firması’na teslim edildi. Fabrikanın satışa konu olmayan milyonluk “kayıt dışı malzemeleri”, devir yapılmadan bir ay önce Türk Şeker’in en yakın deposu olan Malatya Şeker Fabrikası’na gönderildi. Gönderilen “kayıt dışı malzemelerin” içinde elektrik motorundan pancar bıçaklarına kadar değeri milyonları bulan yüzlerce kalem malzeme bulunuyor.
 
Fabrikaların satışa konu olmayan milyonluk malzemeleri, teker teker alıcı firmalara peşkeş çekilmiş! Özelleştirme İdaresi Başkanı Ahmet Aksu ile Türkşeker’in görevden alınan Ergin İçenli’nin şok belgelere nasıl bir cevap vereceği merak ediliyor.
 
DEĞERİ MİLYONLARI BULUYOR
 
Nisan ayında özelleştirme ihalesi yapılan Elbistan Şeker Fabrikası, 11 Temmuz’da Mutlucan Firması’na teslim edildi. Fabrikanın satışa konu olmayan milyonluk “kayıt dışı malzemeleri”, devir yapılmadan bir ay önce Türk Şeker’in en yakın deposu olan Malatya Şeker Fabrikası’na gönderildi. Gönderilen “kayıt dışı malzemelerin” içinde elektrik motorundan pancar bıçaklarına kadar değeri milyonları bulan yüzlerce kalem malzeme bulunuyor.
 
DEVİRDEN 1 AY SONRA MALZEMELER İADE EDİLDİ
 
Ancak Elbistan Şeker Fabrikası’nın 11 Temmuz’da Mutlucan firmasına devrinin ardından, yani Ağustos ayında Türk Şeker’in Malatya Şeker Fabrikası’ndaki deposuna gönderilen bu malzemelerin alıcı firmaya iade edildiği ortaya çıktı. Özelleştirme ihalesinde satışa konu olmadığı için depoya alınan yüzlerce kalemden oluşan milyonluk malzemelerin devirden hemen sonra alıcı firmalara iade edilmesi, fabrikaların nasıl yağmalandığını gözler önüne serdi.
 
12 AYRI TUTANAK TUTULDU
 
Millî Gazete’nin ulaştığı şok belgelere göre, Elbistan Şeker Fabrikası’ndaki satışa konu olmayan kayıt dışı malzemeler Mayıs ve Haziran aylarında 12 ayrı tutanak tutularak, Türk Şeker’in Malatya Şeker Fabrikası’ndaki deposuna gönderildi. Depoya gönderilen TIR’lar dolusu bu malzemeler 8, 9 ve 10 Ağustos tarihlerinde ayrı ayrı tutulan tutanaklarla Malatya Şeker Fabrikası’ndan Elbistan Şeker Fabrikası’na gönderildi.
 
“ÇORUMLU KIYAĞI” OLARAK GÜNDEME GELMİŞTİ!
 
Bilindiği üzere daha önce Çorum Şeker Fabrikası’nda da satışa konu olmayan 10 TIR değerli malzemenin fabrikanın devrinden sonra Safi Holding’e iade edildiği ortaya çıkmıştı. Elbistan Şeker Fabrikası’yla ilgili ortaya çıkan şok belgeler, Çorum Şeker Fabrikası’yla ilgili gündeme gelen iddiaları belgeledi.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

Sizde Görüşlerinizi Bildirin

Yorumlar

Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı !